HARBİYORUM
Recep Yılmaz
Gazeteci/Yazar
recepyilmaz46@gmail.com
recepyilmaz21.blogspot.com
2025’te, ŞEN OLASAN DİYARBEKİR
Günaydın Türkiye.
Günaydın sevgili okurlarım.
Yeni yıla gireli birkaç 24
saat oldu.
Ben bu kez yeni yılda dünya
insanı ne istiyor, Türkiye insanı ne umut ediyor ve de Diyarbekirli yeni yıldan
ne bekliyor.
İnanın hiçbir art niyet
düşünmeden Diyarbekir’de Diyarbekirliye sordum. Ankara’da yaşayan
yurttaşlarımıza bu soruyu yöneltim. Ayrıca gerek Diyarbekir’de gerekse Ankara’da
geçici ve sürekli yaşayan çeşitli ülke insanlarına sordum yeni yıl size ne
getirsin istiyorsunuz diye soru yöneltim.
Bu günkü yazımda siz okuyucularıma,
hiçbir yorum katmadan bu cevapları sunacağım.
Gerçi yerlisi, yabancısı ve
de Diyarbekirlinin birçok konuda benzer beklentileri var. Şöyle ki,
Yabancılar;
İnsanlar; korkutulmak,
sindirilmek, susturulmak istemiyorlar.
İnsanlar, demokrasinin tehdit altında olmasını
istemiyorlar.
İnsanlar hoş görülmek
istiyorlar.
Dünya insanı diyor ki “Her
nerede olursa olsun, hangi halka ya da hangi ırktan olursa olsun, katliamlar olmasın.”
İnsanlar artık 2024’deki
yürek sızlatan acıları yaşamak istemiyor…
Türkiye insanı;
“Kininiz
sizi adaletsizliğe sevk etmesin.” ayeti dikkate alınsın artık
İnsanlar, artık yüreklerinin
kanamasını istemiyorlar.
İnsanlar çocukları ile
birlikte cezaevlerinde tutulan anneler görmek istemiyorlar.
Anneler, babalar;
çocuklarının, sevenler sevdiklerinin, kadınlar kocalarının, parçalanmış
bedenlerini artık toplamak istemiyorlar.
%1’ler de %51lerle eşit olmak
istiyorlar.
İnsanlar diyor ki “Yaşatılan acıları yüreğimizde hissetmekten,
bedende yürek kalmaz oldu. Bu
acıları bir daha yaşayacak takatimiz kalmadı.
İnsanlar diyor ki “Oğlum 13 yaşındaydı. Damın karını attırmaya
kıyamazdım. Şimdi karın altında… Böyle şeyler bir daha olmasın.”
İnsanlar kutuplaşmaya dur
denilmesini istiyor.
İnsanlar artık insanlığa
karşı işlenen suçlara son verilmesini istiyor.
İnsanlar; her şart ve her
koşulda insan haklarını savunmak ve korumak sorumluluğundan vazgeçilmemesini
istiyor.
Türkiye insanı, Roboski’ler
bir daha asla olmasın diyor.
İnsanlar; çağdaş, laik,
demokratik ve tüm etnik, mezhepsel, dinsel kesimlerle barışık bir yönetim ve
yöneticiler istiyor.
İnsanlar, hak, hukuk, adalet,
özgürlük, barış, savaşsız bir dünya, hakça insanca, eşit bir yaşam, ifade
özgürlüğü, yaşam hakkının ihlal edilmemesini istiyorlar.
İnsanlar diyor ki “Yapılanlar Ankara’nın derin dehlizlerinde
kaybolmasın. Yapanlar ortaya çıkarılsın.”
Tek
temennimiz, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın, ötekiler olmasın gündüzleri
işsiz, geceleri kimse aç yatmasın, onurlu ve barış sevdalılarına sağlıklı ve
uzun ömürler getirmesidir.
Sağlıkçılar sağlık hizmeti
vermenin bir suç olmadığının bilinmesini istiyorlar.
Eğitimciler, okullarda bilim
ağırlıklı, üretime yönelik, ezberden uzak bir eğitim sisteminin işlenmesini
istiyorlar.
İşçiler emeğe saygı, insanca
yaşatacak bir ücret istiyorlar.
Adalet mensupları, emir ve
komutayla değil, adaletin gerektirdiği kararlar vermekte özgür olmak
istiyorlar,
Peki ya Diyarbekirli ne
istiyor bakalım.
“Diyarbakır’ı çok seviyorum.” demekle
yetinenler ne Diyarbekirliyi inandırabilir ne de Diyarbekiri kalkındırabilirsiniz.
Diyarbekir; çok farklı
seslerin, karanlık taşlara çarparak etrafı aydınlattığı kadim bir şehirdir. Geç
olmadan değerini biliniz.
Diyarbekirli diyor ki artık analar ağlamasın…
Kaderdir deme bana, sarılmak
isteseydin, elini uzatsaydın –aşiret reisine, şeyhlere, ağalara değil-
Diyarbekirliye, kulak verseydiniz, bugün bambaşka olurduk inanın buna.
Gerçi, yaprak ağaçtan düşünce
rüzgârın oyuncağı olur… Ama biz bunu hak etmiyoruz. Hala farkında değil
misiniz?
Biz diyoruz ki
“En başından, yönetimin her
kademesindekiler, o gün, bu gün onun bunun lafıyla; cezaevi ya da kelepçe değil
de hatta mermi, şarapnel olup üzerine yağacağına, yağmur olup, hoş görü olup
üzerine düşsen, en büyük bayram yeri olurdu Diyarbekir. Menfaat çevrelerini
değil, rant peşinde koşanları değil, gelin bizi dinleyin bizi. Gerçeği
öğrenince inanın bu güne kadar yapılanlardan rahatsızlık duyacaksınız…”
Diyarbekirli; 2025’in; eskiyi aratmayan, yürekleri
kanatmayan, çocukları ağlatmayan bir yıl olsun istiyor.
Yeni
yılınız kutlu; önümüzdeki günlerin mutlu ve huzurlu olması dileğiyle, her şen
gönlümüzce olsun.
&
Kirveme öğütler;
Sen sen ol kirve; düşünme, itaat et diyenlere değil; düşün, sor, sorgula diyenlere
kulak ver.
&
Bir şiirimle bağlayalım
yazıyı,
GELMEDİ DİYARBEKİRİM GERİ GELMEDİ...
Dün seni düşündüm,
İstanbul’un yedi tepesinin
birinde ,
Çayımı yudumlarken.
Beynimde üşüştü:
Yedi verenler, parmak kadar mor
dutlar,
Kan kırmızı karpuzlar,
Yedi Kardeş, Ben u Sen ve On
Gözlü Köprü.
Ve gelinlerin en güzeli Dicle
Nehri…
Balıkçılarbaşındaki ayrancı
Dağ Kapı meydanındaki köfteci,
seyyar lahmacuncu.
Ve bu gün yerinde yeller esen
Emirgan Çay Bahçesi, yadıma düştü.
Çay gittikçe açılıyordu elimde
Gözyaşlarım bardağa düşmüş meğerse.
Her neyse, çay çaylıktan çıkmıştı
Tıpkı kırklar Dağı, Melik Ahmet
Caddesi,
Balıkçılar Başı, hatta Erbedaş gibi.
‘’Siz demli çay içerdiniz,
yoksa yanlış mı getirdik’’ dedi
garson.
Özür diledi.
Halbuki gelirken çay demliydi
Damlayan göz yaşlarım, açmıştı çayın
rengini.
Aldı elimden çay bardağını
Tıpkı Diyarbekirimi elimden
aldıkları gibi.
Her neyse yerine demli bir çay
geldi.
Ya Diyarbekirim
Diyarbekirimi Recep Yılmaz çok
bekledi,
Diyarbekirim geri gelmedi,
Gelmedi…
&
“Diyarbekir 5 Nolu
Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.”
“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN
BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”
“Sur İlçesinin adı “ESKİ
DİYARBEKİR” olsun.”
“ŞEHRİN
STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI OLSUN.”
Daha
da önemlisi;
YAKIP YIKILAN BÖLGELERDE EVLER, ASLINA UYGU
VE DİYARBEKİR EVLERİNE YAKIŞIR BİR BİÇİMDE YAPILSIN.
Güzel bir Pazartesi dileğiyle,
Dostça
kalın…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder