N E W R O Z
Günaydın
Türkiye.
Günaydın
sevgili okurlarım.
Newroz
Bayramını kutlamaya günler kala siz sevgili okurlarımdan bana;
Bize
Newroz hakkında geniş ve gerçeğe
yakın bilgiler verir misin? Diye isteklerde bulunanlar oldu.
Ben
de bu yazımda sizlerin bu sorusunu yanıtlamaya çalışacağım.
Evet
Newroz;
Mitolojik
Öykü:
Kısaca;
(Kawa
ve Dehak)
Asur
Kralı Dehak, halka zulmeden zalim bir hükümdardır. Omuzlarında çıkan iki yılan
için her gün iki gencin beynini kurban olarak ister. Kawa adında bir Kürt
demirci, çocuklarını kurtarmak için saraya gizlice girer, Dehak'ı öldürür ve
sarayı ateşe vererek halka özgürlük ateşini yakar.
Anlamı:
21
Mart, karanlığın (kış) bitip aydınlığın (bahar) başlaması, zalime karşı
direnerek özgürlüğe ulaşma günü olarak kutlanır.
Newroz’un
Ateşi:
Efsane
ile Gerçeğin Kesiştiği Yer
Her
yıl mart ayının sonuna doğru, toprağın uykudan uyanışını izleriz. Güneş biraz
daha cömert davranır, rüzgârın dili yumuşar. Ve bu uyanışın en eski, en derin
sembollerinden biri yeniden yanar, Newroz
ateşi.
Peki
bu ateş yalnızca bir bahar bayramının neşesi midir, yoksa binlerce yıl
öncesinden süzülüp gelen bir hafızanın kıvılcımı mı?
Newroz’un
kökenine dair anlatılan en bilinen efsane, demirci Kawa’nın hikâyesidir.
Rivayete göre zalim bir hükümdar olan, halkına korku salmış, gençlerin hayatını
söndürmüştür. Bu karanlık düzen, bir demircinin çekiciyle kırılır. , isyanın
simgesi olur. Dağlarda yaktığı ateşler ise zulmün son bulduğunu ilan eder. O
ateş, bugün hâlâ yakılır. Bir zaferin, bir dirilişin ve bir hatırlamanın
işareti olarak.
Ancak
efsaneler, çoğu zaman hakikatin üzerini örtmez; aksine onu başka bir dilde
anlatır. Newroz’un izini sürdüğümüzde,
yolumuz eski Mezopotamya’nın ritüellerine kadar uzanır. Gündüz ile gecenin
eşitlendiği, doğanın yeniden doğduğu bu zaman dilimi, insanlık için her çağda
özel olmuştur. Bu yüzden Newroz,
yalnızca bir halkın değil, geniş bir coğrafyanın ortak hafızasıdır.
Efsanedeki
ateş ile gerçekte yakılan ateş arasındaki bağ da burada kurulur. Ateş, yalnızca
ısınmak için değil; arınmak, yenilenmek ve hatırlamak için yakılır. İnsan,
doğanın döngüsüne kendi hikâyesini ekler. Kawa’nın çekici; belki de tarih boyunca
sayısız isyanın, değişimin ve yeniden doğuşun sembolüne dönüşür.
Bugün
Newroz’u konuşurken, çoğu zaman
efsane ile gerçeği birbirinden ayırmaya çalışırız. Oysa belki de asıl mesele,
ikisinin nasıl iç içe geçtiğini anlamaktır. Çünkü efsaneler, toplumların
duygusal hakikatidir. Tarih ise bu hakikatin iz düşümü.
Newroz ateşi yanarken, aslında yalnızca geçmişi anmayız. Aynı zamanda
geleceğe dair bir söz veririz: Karanlığın ne kadar uzun sürdüğünden bağımsız
olarak, bir gün mutlaka aydınlık gelir.
Belki
de bu yüzden, Newroz’un en “gerçeğe yakın” efsanesi şudur: İnsan, her bahar
yeniden doğabileceğine inanmak ister. Ve bu inanç, bazen bir efsaneden daha
gerçektir.
21
Mart'ta baharın gelişini (ekinoks) simgeleyen, kökeni 3000 yılı aşkın
süredir Zerdüştlük inancına dayanan, Mezopotamya ve İran coğrafyasındaki
halkların ortak bayramıdır.
Temelinde
zalim kral Dehak'a karşı demirci Kawa'nın yaktığı isyan ateşi ve
özgürlük mücadelesi yatar; bu, modern dönemde Kürtler için direniş
sembolüdür.
Newroz,
sadece bir efsane değil, aynı zamanda mevsimsel bir dönüşümün kutlanması
olduğunu söyldik. Newroz’a bu açıdan baktığımızda:
Doğanın
Canlanması:
21
Mart, gece ve gündüzün eşitlendiği (ekinoks) zamandır. Kışın bitişi ve baharın
gelişiyle toprağın uyanması kutlanır.
Ateş
Kültü:
Kutlamaların
en belirgin simgesi ateştir. İnsanlar büyük ateşlerin etrafında toplanır ve
üzerinden atlar; bu eylem arınmayı ve kötülüklerden kurtulmayı temsil eder.
Ortak
Ritüeller:
Renkli
yumurtaların tokuşturulması, yeni ve renkli kıyafetlerin giyilmesi veya özel
sofraların kurulması yaygın geleneklerdendir.
Sembolik
Değer:
Modern
dönemde Newroz, özellikle Kürt
kültürü için toplumsal kimlik, direniş ve bir arada olma isteğinin güçlü bir
ifadesi haline gelmiştir.
UNESCO
tarafından İnsanlığın Somut Olmayan
Kültürel Mirası listesine dahil edilen bu bayram, barış ve
dayanışmanın ortak bir değeri olarak kabul edilmektedir
Newroz
konusunda Türkiye’nin siyasi yaklaşımında önemli değişiklikler yaşandı:
Türkiye'nin Newroz kutlamalarına yaklaşımı, 1990'lardan
bu yana büyük bir değişim geçirerek güvenlik odaklı bir "tehdit"
algısından, resmi ve kültürel bir "sahiplenme" veya "yasal
tanıma" sürecine evrilmiştir.
Bu
değişimi değerlendirmek gerekirse:
Yasaklı
ve Çatışmalı Dönem (1990-2000 dönemi)
Bu
yıllarda Newroz, devlet nezdinde
büyük ölçüde bir güvenlik meselesi ve terörle ilişkili bir eylem olarak
kodlanmıştı.
Kutlamalar
çoğu zaman valiliklerce yasaklanıyor, izinsiz yapılan gösteriler ise sert
müdahaleler ve can kayıplarıyla sonuçlanıyordu.
Newroz,
özellikle Kürt siyasi hareketi için bir direniş ve kimlik sembolü haline
gelmişti; bu durum devletin "ayrılıkçı eylem" kaygısını
tetikliyordu.
Newroz’dan Nevruz’a resmileşmesi ve
kültürel sahiplenme…
Devlet, Newroz'un yarattığı toplumsal enerjiyi
reddetmek yerine onu "Nevruz" adı altında Türk dünyasının bir
geleneği olarak tanımlayarak resmileştirme yoluna gitti.
1990'ların
ortasından itibaren kamu kurumları (valilikler, okullar) resmi
"Nevruz" törenleri düzenlemeye başladı. Dolayısıyla Demirci Kawa
efsanesi, Ergenekon'dan çıkış hikâyesiyle ikame edilmek istendi.
Bir
yandan devletin Newroz’u
içselleştirme çabası sürerken, diğer yandan terminoloji farkı
üzerinden Kürtçe yazımı olan "Newroz"
(W harfi ile) uzun süre siyasi bir sembol olarak görülüp yasaklanırken, Türkçe
yazımı "Nevruz" resmi kabul gördü.
Son
dönemde Newroz kutlamaları, geçmişe
kıyasla daha "normalleşmiş" bir zemin bulmuştur:
Günümüzde
büyükşehirlerde (İstanbul, Diyarbakır gibi) kutlamalar genellikle valilikler
veya ilgili yerel makamların onayıyla yasal mitingler şeklinde
gerçekleştirilmektedir.
UNESCO'nun
Newroz'u Somut Olmayan Kültürel Miras listesine almasıyla birlikte, bayramın evrensel bir barış ve bahar
bayramı kimliği ön plana çıkmıştır.
Her
ne kadar siyasi mesajlar verilmeye devam etse de, devletin yaklaşımı
"toptan yasaklama" yerine "yasal sınırda denetleme"
stratejisine dönmüştür.
İyi
bir hafta geçirmeniz dileğiyle.
Dostça
kalın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder