HARBİYORUM
Recep Yılmaz
Gazeteci/Yazar
recepyilmaz46@gmail.com
recepyilmaz21.blogspot.com
BATAKLIK OLDUĞU YERDE DURUYOR
Günaydın Türkiye.
Günaydın sevgili
okurlarım.
Ülkemizde sorunlar,
istiflenen balyalar gibi biriktirilip hasıraltı yapılıyor. Ya da aşağıda
açıklayacağım gibi basit veya basit olmasının yanında hiçbir işe
yaramayan çözümlerle günü kurtarmak hedefleniyor.
Tabi ki bunlar bekleneni
vermiyor.
Günümüz Türkiye'sinde hiçbir
sorun için bataklığını kurutmaya yönelik önlemler alınmıyor. Bataklığı kurutmak
bir yana, bataklıktan üreyen sivrisinekler, göstermelik sinek kovarlarla
öldürülmeye çalışılıyor.
İşte bütün sorun buradan
kaynaklanıyor. Sorunu çözmek, bataklığı kurutmaya çalışmakla mümkün olur. Bu
iktidarlara zor geldiği için, ya da işlerine gelmediği için o yöne
gidilmiyor. Sadece “bak ben sinekleri öldürüyorum” demekle övünürler.
Övünüyor çünkü sorunu çözdüğünü sanıyorlar.
Ama bataklık yerli yerinde
duruyor.
Küçük bir örnek;
Kadınların Kürdüyle Türküyle,
“Erkek şiddetine,
tacize, tecavüze, savaşa ve her türlü kadın hakkı ihlaline direnme günü”
Bu
güne niye engel oluyorsunuz?
“Jîn, jiyan, azadi” yani; “kadın, yaşam ve özgürlük” sloganı size neden
rahatsız ediyor?
Vay sen misin bu slogan atan;
alın gözaltına.
Vallahi çözüm bu değil.
İzin verin insanlar tepkisini
dile getirsin ana dilinde birkaç kelime yazsın.
İktidar, erkek iktidarı.
Sadece bugüne özgü değil, daha önce de iktidar erkeklerdeydi. Dünyayın ne hale
geldiğini hep beraber gördük.
Kadınların yüreği yanıyor; kocasından,
nişanlısından, sevgilisinden veya hiçbir bağı olmadıkları nobran erkeklerden
dayak yemiş, aşağılanmış derdini dile getirmekten başka bir amacı olmayan bu
mağdur kadınların ses yükseltmesinden niye rahatsız oluyorsunuz?
İstanbul Sözleşmesinde olduğu
gibi kadınların güvendiği dağlara kar yağdırılıyor.
Nazım Hikmet’in dediği gibi;
“Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen…”
Döndük dolaştık, 21’inci
yüzyıla geldik ama Nazım’ın dediği noktanın da gerisine düştük. Kadınlarımız
her gün, sanki hiç yaşamamış gibi ölüyor.
İktidar kadınlara şöyle
diyor; “öleceksen sessiz öl, slogan atıp beni rahatsız etme”
Bu kadar bağnaz hale gelmiş
bir iktidar için sadece kadınların değil, yüreğinde merhamet, sevgi, insanlık
olan bütün erkeklerin “Jîn, jiyan, azadi” diye
slogan atması gerekir.
Son söz niyetine:
Jîn, jiyan, azadi.
Ya işte böyle…
&
9 yıl oldu, değil mi?
Ne çabuk geçmiş zaman.
En büyük özlemle,
Işıklarda uyu sevgili Tahir… R.Y
&
Bakalım kimler ne demiş
Yaklaşık 2500 yıl
öncesinden Platon demiş ki;
"Demokrasinin esas prensibi, halkın
egemenliğidir. Ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için,
yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır.
Eğer bu sağlanamazsa, demokrasi, otokrasiye
geçebilir.
Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü
demagoglar, kötü de olsa başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin,
devleti idare edebileceği zannedilir.
Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle
demokrasiye geçilirse, oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer.
Demagoglardan da diktatörler çıkar."
Ekleyecek sözüm yok.
…
“Aptallık nedir
Gerçeği bilerek, gerçeği görerek, hala yalanlara
inanmak.”
Morgan Freman
&
Kirveme öğütler
Ben; vicdanlar susmasın, insanlık ölmesin, cehalet
kazanmasın istiyorum.
Ya sen kirvem?
&
Ve yazıma
çoğu kez olduğu gibi bir şiirimle son veriyorum.
KADINLAR
“Bırak elimi,
Kesme
dilimi,
Kapatma gözümü.
Ben 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar
gününde,
Üç maymunu oynamak istemiyorum.
Bırak kadın Özgür kalsın.
Ki dünya özgür olsun…” R.Y
Bu şiirim tüm kadınlara armağan olsun.
&
Gelelim
“Dilimde tüy bitinceye kadar” yazacaklarıma;
Anzele, büyük bir balıklı göl haline
getirilip, turizme kazandırılsın.
Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi MÜZEYE
dönüştürülsün.
Daha da
önemlisi,
Zerzevan Kalesi, Çayönü, Mitras Tapınağı,
Kortik Tepe, Hilar Mağaralarını ve Bırkleyn Mağaralarını koruyalım, tanıtalım.
İyi bir
hafta geçirmeniz dileğiyle.
Dostça
kalın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder