Recep Yılmaz
Gazeteci/Yazar
recepyilmaz46@gmail.com
recepyilmaz21.blogspot.com
Bu haftaki köşe
yazım
KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE
Günaydın Türkiye.
Günaydın sevgili okurlarım.
Mahmut Abbas; ‘Ya zafer ya Şehadet’ dedi ve mecliste hemen
hemen tüm milletvekilleri ve yurtta çoğu insan alkışladı.
Filistin-İsrail meselesini “ya zafer, ya şehadet” gibi
zıt uçlarda çözmeyi düşünüyorsanız sonsuza kadar beklersiniz.
“Ya zafer, ya şehadet” diyorsanız bu topraklara asla
barış gelmez. Bol hamasetle, bol nutukla ömrünüzü geçirirsiniz. İnsanlar kendi
canları pahasına da olsa sizi alkışlamaya devam ederler. Bayrak, ezan, şehadet
gibi kutsallar üzerinden kendi varlığınızı ve siyasetinizi yürütebilirsiniz ama
birlikte yaşamak ve gelecek inşa etmek adına yol alamazsınız.
Meselenin arka planında din olduğu müddetçe buradan
çözüm çıkmaz. Arka planda Müslümanlık ve Yahudilik gibi, günümüzdeki
uygulamaları açısından son derece fanatikleşmiş iki inanç sistemi bulundukça bu
coğrafyadan çözüm beklemek saflık olur.
7 Ekim’den bu güne kadar 40 bini aşkın Filistinlinin
katledilmesinin arkasında nasıl bir dinsel fanatizm varsa, 7 Ekim’de bir müzik
festivali için bir araya gelen gençlerin katledilmesinde de aynı dinsel
fanatizm var. Al birini, vur ötekine.
Bugün Hamas tarafından temsil edilen Filistin, bizim
gençlerin canlarını ortaya koyarak destek için gittikleri Filistin değil. 1968,
69 ve 70’de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan; Hüseyin İnan, Cihan Alptekin, Cengiz
Çandar, Faik Yavuz gibi Türkiyeli devrimciler El-Fetih saflarında savaşmak için
Filistin’e gitmişlerdi. 1973 yılında bir İsrail savaş gemisi tarafından
bombalanan Filistin kampında 8 Türkiyeli devrimci şehit olmuştu. O saldırılarda
yaralanıp esir düşen Faik Bulut 7 yıl İsrail zindanlarında işkence gördü ve
hapis yattı.
El-Fetih saflarında can veren çoğu üniversiteli genç
devrimciler ki bunlar benim kuşağımdır, Hamas saflarında asla savaş
vermezlerdi. Bugün yapılması gereken Filistin halkının davasını desteklemektir,
Hamas’ı değil.
Bugün yapılması gereken doğrudan İsrail ve Filistin
halklarını desteklemektir. Her iki halk da kirli yapılar tarafından temsil
ediliyor. Bu kirli temsilciler reddedilmedikçe iki halk için barışa ulaşmak
mümkün olmayacaktır.
“Kirli yapılar” diyorum: Bugün İsrail’in savaştığı
Hamas’ı bizzat kendisinin yarattığını ve dünyanın sempatisini ve desteğini
kazanan El-Fetih’i denklem dışı bıraktığını unutmamak gerekiyor.
Hamas lideri İsmail Haniye’nin uzun yıllar süren
savaşın ve siyasetin verdiği deneyimle yüzünü barışa ve müzakereye çevirdiği
anda İsrail tarafından yok edildiğini gözden kaçırmamak gerekir.
İsmail Haniye’nin denklem dışı bırakıldıktan sonra
Hamas’ın başına getirilen kişinin, Hamas içerisinde şahin kanadın temsilcisi ve
7 Ekim’in mimarı olan Yahya Sinvar olduğunu da gözden kaçırmamak gerekir.
Hamas, İsrail tarafından kurgulanan bu kısır döngünün
gönüllü aktörü olmaya devam ediyor. Şimdi top Hamas’ın şahin kanadını temsil
eden Yahya Sinvar’ın ayaklarında; ancak bu oyunun teknik direktörlüğünü
İsrail’in yürüttüğü de herkesin malumu.
Yahya Sinvar, savaşın çözüm üretmeyeceğini ne zaman
görmüş olacak? Ya da görecek mi, bilmiyorum. Bunun için kaç sene geçmesi
gerekiyor. Ancak görünen o ki, Haniye gibi uluslararası toplumun belirli bir
düzeyde desteğini sağlayan, barış arayışlarını güçlendiren ve müzakere
yollarını deneyen bir lidere dönüştüğü andan itibaren İsrail’in işine
yaramayacağı kesin. O zaman İsrail devleti kendi savaş ihtiyacını karşılayacak
başka şahinlerin öne çıkmasını sağlayacak beceriye sahiptir.
Yeter ki Filistin’in barış talebi olmasın, yeter ki
mesele İsrail’in en iyi bildiği alana, yani savaş zeminine çekilsin.
Yeter ki Hamas da, Mahmut Abbas da hamasetli nutuklar
atmaya, “ya zafer, ya şehadet” demeye devam etsin. İsrail’in canına minnet.
Körün istediği bir göz, Allah vermiş iki göz.
&
Milli Eğitimin Dikkatine
Gidiş,
geleceğimiz açısından hiç de iyi bir gidiş değil.
Bu
gidişle, çok değil bundan 10 yıl sonra,
Paçamızı
yaptıracak terzi,
Aracımızı
yaptıracak oto tamircisi,
Banyomuzu
yaptıracak fayans ustası bulamayacağız.
Bu
ülkenin meslek okullarına çok fazla ihtiyacı var. Ne yazık ki kimse bu eksiği
sorun olarak görmüyor, Elini taşın altına koyacak birileri de çıkmıyor.
&
Bir söz de benden
“Haddini bilmedikten sonra, çok şey bilmek bir şeye
yaramaz. Suskunluk kimseyi yanıltmasın, çünkü susan konuşursa, kimse
kaldıramaz.”
&
Kirveme öğütler
Kirvem; Antik dünyanın kalbi olan İskenderiye
kütüphanesinin kapısında;
“Bilim sizi Tanrıların gazabından kurtarır.”
Yazılı oılduğunu biliyor muydunuz?
&
Tolstoy’dan hepimize
öğütler
Herkes insanlığın kötüye gittiğini
kabul eder ama hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez. Herkes
insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi
düşünmez.
&
Ve yazıma
çoğu kez olduğu gibi bir şiirimle son veriyorum.
Tiksindiriyor bani
Loş karanlık,
Nemli duvarlar,
Islak zemin,
Soysuz insanlar.
Gözlerim kamaşıyor
Baktığımda
Küçük penceremden sızan ışığa.
Nefretim var; demir parmaklıklara,
Darbelere, kaypaklara,
Korkak ve kancıklara. Recep yılmaz
İyi bir
hafta geçirmeniz dileğiyle.
Dostça
kalın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder