HARBİYORUM
Recep Yılmaz
Gazeteci/Yazar
recepyilmaz46@gmail.com
recepyilmaz21.blogspot.com
Bu haftaki köşe
yazım
DERDİ TÜRKİYE OLAN BERİ GELSİN
Günaydın Türkiye.
Günaydın sevgili okurlarım.
Geçen gün Ankara’da, arkadaşlarımın da
desteğiyle mini bir anket yaptım.
Tek sorulu çok seçenekli bir anket.
Soru şu: Kimler Türkiye’yi düşünüyor?
Seçenekler ise şunlar;
A. İktidar
B. İktidarın diğer ortakları
C. Ana muhalefet
D. Hiçbiri
Soruları yüz kişiye sorduk ve sadece olumlu
yanıtlar ve “hiçbiri” seçeneğini dikkate aldık. Aldığımız cevaplar aşağıdaki
gibi oluştu:
Aldığımız cevaplar:
A.
91 kişi HİÇ BİRİ düşünmüyor,
B.
4 kişi HÜKÜMET düşünüyor,
C.
3 kişi CHP düşünüyor
D.
2 kişi BİLGİM YOK dedi.
Bizim anketimizden çıkan sonuç tam anlamıyla
“kronik umutsuzluk”… 100 kişiden 91’i tam anlamıyla teslim bayrağını çekmiş.
Bir yandan hak vermemek elde değil ama diğer yandan Nazım Hikmet şiirinde
olduğu gibi başkasını suçlamanın da bir anlamı yok.
Ne diyordu Nazım:
“Koyun gibisin kardeşim,
Gocuklu celep kaldırınca
sopasını
Sürüye katılıverirsin hemen.
Ve âdeta mağrur, koşarsın
salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlûkusun
yani,
Hani şu derya içre olup
Deryayı bilmeyen balıktan da
tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulümsenin
sayende”
Evet
bu ülkede zulüm var, yoksulluk var, haksızlık var, adaletsizlik var...
Bir yandan çocuğunun beslenmesine ne koyacağı
düşünen milyonlar, diğer yandan cumhurbaşkanı için yapılan Ahlat’taki saray
için alınan 1 milyon 200 bin dolarlık tekne.
Bu ülke vicdanını, ahlakını kaybetti. Ancak
neyi kaybettiysek, hep beraber kaybettik. Bu ülkenin vicdanı, ahlakı çürürken
biz de sessiz milyonlar olarak bu çürümeden payımıza düşeni aldık. Öyle bir
dönemdeyiz ki en namuslu, en ahlaklı olanımız en fazla kirlenmiş oluyor. Neden
mi, bütün bu çürümenin ortasında ahlaklı, erdemli insanlar olarak boynumuzu
büküp kendi köşemize çekilmemiz ahlaksızlıkların en büyüğüdür aslında.
Bakın Özdemir Asaf,
beni söylemeye çalıştığımı iki dizeyle ne güzel ifade etmiş:
“Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu,
Birinciliği beyaza verdiler.”
Bütün bu kötülüğün
içerisinde umut olması gereken ana muhalefet ise tamamen ayrı telden çalıyor.
CHP İYİ YÖNETİLMİYOR
CHP’de yeni bir
genel başkanlık yarışı olacak mı?
Cumhurbaşkanı kim
olacak?
Bir yanda Ekrem
İmamoğlu,
Bir yanda Özgür
Özel,
Bir yanda Mansur
Yavaş,
Bir yanda Kemal
Kılıçdaroğlu,
CHP’de başkanlık meselesi beklenilenden daha
fazla konuşuluyor. Özgür Özel bir ara dönem profili gibi. Maalesef liderlik
kumaşına sahip değil. Konuşurken hitabet yapacağım diye boyun damarları çizen
ve bar bar bağıran müsamere çocuğu havasından çıkması gerekir.
İyi bir insan olduğu görülüyor. Benim de
bundan şüphem yok ama “iyi insanlar”dan veya Özdemir Asaf’ın dediği gibi kiri
en fazla gösteren beyaz renkten çektiklerimizi unutmamamız gerekiyor. Bugün
Selahattin Demirtaş sorgusuz sualsiz rehin alınmışsa, en büyük nedeni iktidara
altın tepside dokunulmazlık jesti yapan iyi insan Kemal Kılıçdaroğlu değil
mimiydi?
Neyse derdi, kederi
dağıtmak için biraz dedikodu yapalım.
KİMLER ADAY
Ekrem İmamoğlu’ndan boşalacak İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na, İmamoğlu’nun Üsküdar Belediye
Başkanı Sinem Dedetaş’ı düşündüğü söyleniyordu. Sinem Dedetaş da
Paris Olimpiyatları sırasında Oray Eğin’e bu beklentisini dile getirmekten
kaçınmamış. Sinem Hanım’ın yaptığına ”siyasi acemilik” diyorlar... Özgür
Özel erken başlayan tartışmadan dolayı Sinem Dedetaş’ın
açıklamalarını doğru bulmuyormuş.
“Sinem Dedetaş olmadı, Beylikdüzü
Belediye Başkanı Murat Çalık tekrar denkleme girer mi?” diye hesap edenler
var. Sinem Dedetaş’a Twitter’dan tepki gösteren İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’la beraber hareket eden bir ekibin
ise Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın üzerinde durduğu
söyleniyor. Sinem Dedetaş’ın acemiliğinden sonra ibre Şişli’ye kaydı
deniliyor.
Şimdilik kulisler
böyle.
Tabi; bir de CHP’de etkin olan ‘Alevi
belediye başkanları’ grubu var.
Bu da sonra
üzerinde konuşulacak ayrı bir mevzu…
KİMSENİN
UMRU DEĞİL TÜRKİYE
Gelelim iktidar partilerine.
Emekliler, enflasyon, Depremzedeler,
Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasa dışılık, Yargı,
Özgürlük, Hak, Hukuk…
Hak getire.
Bütün mesele iktidarda daha uzun süre nasıl kalırım,
çabası.
Bugünlük bu kadar…
&
Bir söz de benden
Sevgili okuyucularım biliyor musunuz?
Dünyanın en zengin ülkeleri; Katar, Arabistan, Bahreyn, BAE ve Kuveyt
bir tane bile mülteci istemedi.
Alın size İslam kardeşliği.
Ya biz İslam’ı çok abartıyor, nemalanmaya çalışıyoruz ya da bunların
İslamlıkla hiç alakası yok diye düşünüyor.
&
Kulağa hoş gelen sözler
Antakya
Müzesi’ndeki bir duvarda yazan bu sözler MS 65 yılında vefat eden büyük düşünür
Seneca'ya ait
Para ile satın
alınan sadakat, daha fazla para ile de satılır.
&
Kirveme öğütler
Bak kirvem Can Yücelin dediği gibi;
Toprak gibi
olmalısın;
Ezildikçe
sertleşmelisin.
Seni ezenler sana
muhtaç kalmalı,
Hayatı sende
bulmalı.
&
Ve yazıma
çoğu kez olduğu gibi bir şiirimle son veriyorum.
YANILDIK
Gökyüzü ben,
Deniz sen.
O ufuk çizgisi
Geniş bir yay.
Kıpkızıl ay,
Batmak üzere güneş
Tam arkada
Vay anam vay.
Ay kızıl
Güneş soluk.
Dizlerimde bir sızı,
İhtiyarlıyor muyum ne.
Yaşlandık desene
Vay anam vay.
Işık,
Loş,
Ve karanlık.
Yaşamı hep aydınlık sandık.
Yanıldık.
Vay anam vay.
Hal bu ki biz
Her günü yaz sandık.
Yanıldık,
Yandık.
Ey sevgili,
Yaşamı hep
Güllük gülistanlık
Sandık.
Vay anam vay,
Yanıldık. RY
&
Gelelim
“Dilimde tüy bitinceye kadar” yazacaklarıma;
Anzele, büyük bir balıklı göl haline
getirilip, turizme kazandırılsın.
Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi MÜZEYE
dönüştürülsün.
Daha da
önemlisi,
Ve sevgili meslektaşlarım, dernek
yöneticileri, STK Yöneticileri; Zerzevan Kalesi, Çayönü, Mitras Tapınağı,
Kortik Tepe, Hilar Mağaralarını ve Bırkleyn Mağaralarını koruyalım, tanıtalım.
İyi bir
hafta geçirmeniz dileğiyle.
Dostça
kalın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder