3 Ağustos 2012 Cuma

4+4+4 üzerine


17.03.2012

Eğer art niyetsiz, eğer ideolojik kaygılardan arınmış, yalnızca bir düşünce biçiminin insanını yetiştirme çabasından uzak ise özetle rövanşist bir düşünce ile yapılmayacaksa 4+4+4 e katılıyorum.

Ancak sözünü ettiğim kuşkuları, inanıyorum ki ülkemizde %50’nin üstünde bir çoğunluk taşımaktadır. Bu nedenle devlet bu güveni vermek zorundadır. Bu kuşkuları insanımızın beyninden silmek durumundadır… Bu kuşkular insanımızın beyninden silinmedikçe bu sisteme karşı çıkanlar olacaktır. Ve bence haklıdırlar.

Bu iyi niyete dayalı olarak, ilkokul için beş yılın fazla olduğu inancındayım. Hele okul öncesi eğitimin bunca yaygınlaştığı bu dönemde beş yıl fazla. Bu koşullarda bu nedenle ilk dörde katılıyorum.

4+4+4’deki bir ve ikinci dört arasındaki bölünme; eğer yalnızca, lösemili, bir ya da iki ayağı, ya da iki kolu olmayan, bir gözü hiç görmeyip bir gözü az gören ve benzeri öğrenciler içinse ve öğrenci ve velileri isterlerse, birinci dörtten sonra dört yıllık orta okulu açık öğretimde bitirebilirler. Çünkü hem öğrenciler, hem veliler okula gidip gelmede bir yığın zorluklarla karşılaşıyorlar. Ayrıca bu öğrencileri hoş görebilecek, sindirecek, onları psikolojik yönden rahatsız etmeyecek ne kültüre, ne de olgunluğa henüz hazır değiliz kanısındayım. Tekrar diyorum çocuk ve veli isterse…

Bu görüşü bile sakıncalı olarak görenler de olabilir.

Ortaokulun dört yıl olmasını; dil ağırlıklı olması ve çocuğu branşlaşmaya hazırlayan ilk adım olması koşulu ile doğru buluyorum.
Bu dönemde çocuğa, hayata hazır olacak bir eğitim verilmelidir. Tekrar ediyorum siyasi amaçlardan uzak tutulmak, rövanşist düşüncelerden arındırılmış olmak koşulu ile…

Bu iki dördün sonunda çocuk okul öncesi dâhil yaklaşık dokuz yıl eğitim görmüş olacak.

Ancak ilköğrenime başlama yaşı asla indirilmemelidir. Zaten kendimce yaptığım araştırmalar sonucunda dünyada gelişmiş hiçbir ülkede İlköğretime başlama yaşı altı yaştan aşağı değildir.

4+4 yıllık eğitimden sonraki okul türü azaltılmalı, kalifiye eleman yetiştiren okullarla, branşlaşmayı ön gören liseler oluşturulmalıdır. Meslek okulları işlevselleştirilerek hayata geçirilmelidir.

4+4 ten sonraki +4 yılda zorunlu olmalıdır. Ama devlet bu konuda öğrenciye ve veliye kolaylıklar sağlamalıdır.

Zira 8 yıllık eğitimi bitiren bir köy ya da kasabadaki çocuk ilçeye ya da ile gitmek zorunda kalacak. Bu da veliye maddi öğrenciye ise manevi külfet getirecektir. Bu çocuklara devlet maddi destek sağlamalı. Bu desteği de yaparken çok hassas davranmalı, eşitlikçi olmalıdır. Yönlendirmeyi kendi yapmamalıdır. Kısaca, yukarda saydığım kuşkulardan birini bile hayata geçirecek davranışlar içinde olmamalıdır.

Son +4 yıl çok iyi dizayn edilmelidir. Talim Terbiye Kurulu, Devlet Planlama Teşkilatı, üniversiteler ve özel sektörle işbirliği yapılarak, ülkenin gereksinimi olan eleman yetiştirecek liseler oluşturulmalıdır. Bunda da asla acelecilik gibi bir yanlışın içine girilmemelidir.

Ki üçüncü dört yılı bitiren öğrenci şimdi olduğu gibi üniversite sınavlarına girerken ‘oltayı attım denize ne çıkarsa bahtıma’ zihniyetiyle değil, bitirdiği lisenin özelliğine göre başvurusunu yapmalıdır.

Dostça kalın…

RECEP YILMAZ

Hiç yorum yok: