HARBİYORUM
Recep Yılmaz
Gazeteci/Yazar
recepyilmaz46@gmail.com
recepyilmaz21.blogspot.com
GÜNÜN, UYGULANMASI İSTENEN SÖZÜ
Günaydın Türkiye.
Günaydın sevgili okurlarım.
Yıllardır
yazdığım, yıllardır bizzat söylediklerim hele şükür bugün yetkililerce dile
getirilir oldu.
Diyarbakır Büyükşehir
paylaştı: “On Gözlü ve çevresi eko-kırımdan geçti.”
Hewsel
Bahçeleri ve Dicle Nehri vadisinin için;
“ Talana karşı mücadelede kararlıyız. “ dedi.
Bir
dönem Hevsel Bahçeleri işgal altında dediğimizde, güvenlikten söz edilip
durulurdu.
Sonuç
biz bize lakayt davrandığımızda neyse ki batı bu değerlere sahip çıktı,
Surlarla birlikte UNESCO Dünya Miras Listesinde, Diyarbakır’ın, ülkenin ve
Dünya’nın en kıymetlisi ve hazinesi oldu?
Ancak
son 10 yıldır, şehrin nefesini oluşturan bu akciğere dört bir taraftan hançer
indiriliyor, hala kimse oralı olmuyor.
Koruma
Kurulu heyeti bile, bu fecaat tahribata dikkat çekerek, not düşmesine rağmen,
işgal sürüyor.
Bu
yetmezmiş gibi şimdide Burçlar üç kuruş karşılığı ticari işletmelere peşkeş
çektiriliyor.
Halk
deyimiyle, kaş yapalım derken göz çıkarma misali; binlerce dönümlük alan
mesire, dinlenme, oturma alanı diye, betonlaştırılmış!
Şükür
ki Diyarbekir Büyükşehir Belediyesi;
“
Talana karşı mücadelede kararlıyız. “ şiarıyla
yola çıkmış.
Dilerim
bu yola çıkış; Dicle Nehri, On Gözlü Köprü ve Hewsel Bahçelerinin kurtuluşu
olur.
Tabi
bu işi yalnızca Belediyeye bırakmak da haksızlık olur. Diyarbekir Valiliğinin
de bu işe el vermesi gerekir. Bu işin arkasında devletin olduğunu hissettirmesi
gerekir.
Diyarbekir’in
bağrına saplanmış bu hançerler el birliği ile çıkarılabilir ancak.
Sonuç
itibariyle Hewsel Bahçeleri ve Dicle Nehri’nin sağlı-sollu sahil bölgesinin doğal
yapısı hiçe sayılarak işgal edilmiş, Tarımsal karakteri görmezlikten gelinmiş,
Ekolojik dengesi bozulmuş. Kültürel yönü yok edilmiş ve tüm bunlar bilerek, yıkıma uğratılmış ve halen de uğratılıyor.
Bu;
ahlaksızlık, irfansızlık ve riyakârlıktır.
Yaşar
Nuri Öztürk’ün dediği gibi;
“Bir toplum eğer çökerse dinsizlikten
değil, ahlaksızlık, irfansızlık ve riyakârlıktan çöker.
Dinsizlikten çöken yok,
Ama ahlaksızlıktan, riyadan, zulümden,
insana ihanetten çöken toplum çok.”
Ve
bir de umursamamazlıktan…
Diyarbekir’deki
başta yerel basın olmak üzere tüm kuruluşlar, tabelasının başına Diyarbekir
yazarak rant elde eden dernekler, bu yıkıma, bu hançerlemeye karşı ayağa
kalkmalıdırlar.
İlgili
kurumlara; bana ve gazetem Güneydoğu Ekspres Gazetesine düşebilecek her türlü
görev başım gözüm üstüne diyorum.
&
Kulağa küpe olacak bir söz
Hiçbir
zaman unutmayın; bir şeyi bir kere yapan bir daha yapar. Bir şeyi başkasına
yapan sana da yapar.
&
Kirveme öğütler;
Olan bitene ses vermek gerek kirvem; zira susmak ölüme ortak
olmak demektir.
&
Gelelim “Dilimde tüy bitinceye kadar”
yazacaklarıma;
“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.”
“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ
OLSUN.”
“Sur İlçesinin adı “ESKİ DİYARBEKİR” olsun.”
“ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI
OLSUN.”
Daha
da önemlisi;
YAKIP
YIKILAN BÖLGELERDE EVLER, ASLINA UYGU VE DİYARBEKİR EVLERİNE YAKIŞIR BİR
BİÇİMDE YAPILSIN.
İyi bir hafta
geçirmeniz dileğiyle.
Dostça kalın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder