HARBİYORUM
Recep Yılmaz
Gazeteci/Yazar
recepyilmaz46@gmail.com
recepyilmaz21.blogspot.com
DİYARBEKİR:
TARİHİ VAR, TURİZMİ VAR…
PEKİ YA SAHİP ÇIKAN?
Günaydın Türkiye.
Günaydın sevgili okurlarım.
Ben yazmaktan bıkmayacağım. Ta ki yerel basın,
Sivil Toplum Örgütleri, isimlerinin başına Diyarbakır adını koyarak piyasada
dolaşan dernekler akıllarını başlarına toplayıp Diyarbekir’ime sahip çıkana
kadar gezip gördüklerimi yazacağım.
Ve
yazıyorum;
Diyarbakır,
binlerce yıllık bir tarihin ağır yükünü sırtında taşıyan bir şehir. Ne var ki
bu kadim şehir, en çok da sahipsizliğiyle konuşuluyor. Taşların hafızası var,
surların dili var; ama bu kente sahip çıkan bir irade var mı, işte orası
meçhul.
Bence
yok!
UNESCO
Dünya Mirası listesine girmiş surlarımızdan söz ediyoruz. Dünyada Çin
Seddi’nden sonra en uzun savunma hattına sahip olan bir şehirden… Bu devasa
miras, turizmin lokomotifi olması gerekirken, hâlâ yeterince
değerlendirilemiyor. Tanıtımı yetersiz, restorasyonları tartışmalı, zaman
kaderine terk edilmiş ve yeterince korunmaz bir halde. Bir dünya mirasını böyle
mi geleceğe taşıyacağız?
Hadi
söyleyin.
Hewsel
Bahçeleri…
Binlerce
yıldır Dicle’nin bereketini Diyarbakır’a sunan bu eşsiz alan, bugün modern
yapılaşmanın, plansızlığın ve ilgisizliğin kıskacında. Bu bereketli topraklarda
ekolojik bir hazine duruyor; ama yönetenlerin dikkatini çekmek için adeta
haykırmak zorunda kalıyor.
Dicle
Üniversitesinin kurumsal kimliği dışında, kendi inisiyatifleriyle ses yükselten
akademisyenler ve hocalar haricinde pek haykıran da yok.
Oysa bu
bahçeler birçok ülkede olsa, ulusal gurur kaynağı olarak korunur, turizmin
merkezine yerleştirilirdi.
Ulu
Camii, Sülüklü Han, hanlar, kiliseler, köprüler… Bunlar sıradan bir şehrin
değil; bir kültür başkentinin simgeleri. Ama bugünkü tabloya bakınca bu
değerlerin ağırlığını kavrayacak bir vizyon göremiyoruz.
Özellikle Diyarbakır surlarının o bildiğimiz kalkan balığını andıran şeklini de
çok kullanamıyoruz. Bir kadının boynunda ışıldayan değerli taşlar gibi, kalkan
balığı şekli şehre elegant bir görünüm sağlayabilir. Ama bunun için öncelikle
surların gece de görünür olmasını sağlamak için ışıklandırmak gerekir. Ayrıca
ışıklandırma meselesi lüks değil zorunluluktur; çünkü hava karardıktan sonra
surların silueti kayboluyor ve görünür olmaktan çıkıyor. Bu karanlık
beraberinde güvenlik sorunu da getiriyor. Belli bir saatten sonra surlara
yaklaşmanın riski de ayrı bir konu.
Turist
geliyor mu? Evet geliyor. Ama gelen turist de çoğu zaman şehrin potansiyelinin
ancak küçük bir kısmını görebiliyor. Çünkü tanıtım doğru değil, ulaşım zayıf,
yatırım yetersiz ve yukarıda dediğim gibi ışıklandırma yetersiz. Bir de şöyle
bir tezat var. Şehrin modern yüzü olan Diclekent ışıl ışıl iken, tarihi doku
üzerine, akşam oldu mu tam anlamıyla karanlık çöküyor.
Yol yok!
Daha
acısı şu: Diyarbakır sadece tarihini değil, geleceğini de kaybediyor. Yeni
keşfedilen Zerzevan Kalesi ve Mithras Tapınağı, dünya basınının ilgisini
çekerken biz hâlâ bu fırsatları nasıl değerlendireceğimizi tartışamıyoruz bile.
Şehir kendi potansiyelinin gerisinde bırakılıyor; hem de bile isteye…
Oysa
Diyarbakır’ın turizmde yükseleceği gün, sadece ekonomik kazancın değil,
önyargıların da kırılacağı gün olacak. Bu şehir anlatıldıkça değil, sahip
çıkıldıkça değerlenir. Ama ne yazık ki yıllardır gördüğümüz şey, sahip çıkmak
yerine ihmal etmek.
Ekonomik
büyümenin birinci şartı, güçlü bir ulaşım alt yapısıdır. Karayolu taşımacılığı
da aktarmasız, güvenli, esnek, hızlı ve kolay ulaşımın vazgeçilmezidir.
Bizde
var mı?
Yok.
Evet,
Diyarbakır’ın tarihi büyük. Ama sorun şu: Bu büyüklüğü koruyacak ve geleceğe
taşıyacak bir irade var mı? Yoksa bu kadim şehir yine kendi kaderine mi terk
edilecek?
Görülen
o…
Yalan
mı?
&
Kirveme
öğütler;
Kirvem
şu unutulmamalı, uzun süre mağdur olan, masum kalamaz.
&
Gelelim “Dilimde tüy bitinceye kadar”
yazacaklarıma;
“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.”
“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ
OLSUN.”
“Sur İlçesinin adı “ESKİ DİYARBEKİR” olsun.”
“ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI
OLSUN.”
Daha
da önemlisi;
YAKIP
YIKILAN BÖLGELERDE EVLER, ASLINA UYGU VE DİYARBEKİR EVLERİNE YAKIŞIR BİR
BİÇİMDE YAPILSIN.
İyi bir hafta
geçirmeniz dileğiyle.
Dostça kalın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder