HARBİYORUM
Recep Yılmaz
Gazeteci/Yazar
recepyilmaz46@gmail.com
recepyilmaz21.blogspot.com
“İNSANLIĞIN BEŞİĞİ DİCLE NEHRİ, RANTA KURBAN EDİLEMEZ”
Günaydın Türkiye.
Günaydın sevgili okurlarım.
Bugün sizlere yakın zamanda dile getirilmiş
olan bir bilinmeyeni bir kez daha dile getirmek, ilginize sunmak ve de varsa
yapabileceğinizi esirgememek için görüşlerinize sunuyorum.
Bu konuda dayanışmak için tekraren yazıyorum.
Bilmediğimiz için ilgilenmemiş, üstüne
düşmemiş, o güzelim Diyarbekir’in kolyesini,
Dicle Nehrini korumak, kollamak, yok olmasını engellemek, bundan elli yıl
önceki güzelliğini geri getirmek için hep birlikte elimizden geleni yapmak için
tekraren yazıyorum.
Bunu biliyor musunuz?
Diyarbakır’da Dicle Nehri’nin yaklaşık 50
yıldır “nehir” statüsünden çıkarılmış, talan edilmiş.
Bu Diyarbekir’i susuz ve temiz havasız
bırakmaktır.
Bunu biliyor muydunuz?
Şükürler olsun ki Dicle Nehri için hukuki
mücadele başladı, Baro ve Ekoloji Derneği harekete geçti.
Dicle Nehri’nin, yarım asra yakın süredir
yasal olarak “nehir” statüsünde olmaması nedeniyle ciddi tehditlerle karşı
karşıya olduğunu belirten Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu,
Ekoloji Derneği ile birlikte harekete geçti. Nehir üzerinde faaliyet gösteren
kum ocakları, yapılaşma, madencilik ve HES projeleri gibi unsurların, doğal yaşamı
ve tarihi dokuyu tehdit ettiğine dikkat çekildi.
Bunu biliyor muydunuz?
Baro tarafından yapılan açıklamada, Dicle
Nehri’nin Diyarbakır il sınırları içerisindeki kısmında hâlen “kıyı kenar çizgisi” tespitinin
yapılmadığına vurgu yapılarak, bu durumun nehrin yasal korumadan yoksun
bırakılmasına neden olduğu ifade edildi.
“Dicle Nehri; tarımsal ve endüstriyel
zehirler, kum ocakları, madencilik faaliyetleri, HES'ler ve yapılaşma nedeniyle
ağır tehdit altındadır.
Bu Dicle Nehrini verimsiz bırakmaktır.
Bunu biliyor muydunuz?
Kaynaklarından başlayarak Bismil’e kadar olan
bölümde nehir statüsünde olmaması ve kıyı kenar çizgisinin belirlenmemiş
olması, bu tehditlerin önünü açmaktadır.
Çünkü bu böyle giderse Hewsel Bahçelerini ölüme
teslim etmek olur.
Çünkü bu böyle giderse Diyarbekir’i açlığa
mahkum etmek olur.
Bunu biliyor muydunuz?
“Ekoloji Derneği ile birlikte başlattığımız
hukuki sürecin amacı, Dicle Nehri'nin yasal güvence altına alınmasını
sağlamaktır. Kadim Dicle’nin ranta ve talana kurban edilmesine izin
vermeyeceğiz.”
Diyarbakır Barosu ve çevre örgütlerinin
öncülüğünde başlatılan bu süreç, Dicle Nehri’nin korunması ve gelecek nesillere
aktarılması adına önemli bir adım olarak değerlendiriyorum.
Bu konuda gerek gazetem Güneydoğu Ekspres’e
gerekse bir gazeteci olarak bana düşen bir görev varsa her zaman hazırız.
Bu konuda mücadele veren, emek sarfeden tüm
kişi ve kuruluşlara gönülden teşekkür ediyor,olumlu bir sonuca ulaşana kadar
ellerinden geleni yapmalarını diliyorum.
Yerel basından da bunu bekliyorum.
Bence gerçek gazetecilik de bu olsa gerek.
&
NE ENTERESANDIR Kİ
Dinin geleceği sağ partilere,
dinin gideceği sol partilere bağlı inancı 21. yy da olmamıza rağmen hala
geçerli bir inanç gibi görüyoruz..
&
OKUDUĞUM EN GÜZEL SÖZ;
İnsanın ilacı evi ve eşidir.
Herkes bir köşeye çekildiğinde,
Yağmurun da güneşin de altında yalnızca iki kişi kalır. “
&
Kirveme öğütler;
Kirvem; güvenmek, sevmekten çok daha önemlidir.
İnsan güvendiğini sever. Güvenin bittiği yerde, sevgide kuş olup uçar gider.
&
Gelelim “Dilimde tüy bitinceye
kadar” yazacaklarıma;
Anzele, büyük bir balıklı göl haline getirilip, turizme
kazandırılsın.
Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi MÜZEYE dönüştürülsün.
İyi bir hafta geçirmeniz
dileğiyle.
Dostça kalın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder