10 Ağustos 2024 Cumartesi

 

HARBİYORUM           

Recep Yılmaz

Gazeteci/Yazar

recepyilmaz46@gmail.com

recepyilmaz21.blogspot.com

Bu haftaki köşe yazım

 

ÇOCUKLUĞUMDAKİ DİYARBEKİR

 

Günaydın Türkiye.

Günaydın sevgili Okurlarım.

 

Son Diyarbekir ziyaretimden arta kalanlar.

Çoğu kez duygu ve düşüncelerimi satırlarda anlatırken zorlanırım. Sevmeyi, aşkı, kızmayı, ilenmeyi, isyan etmeyi, diklenmeyi…

Dizelerde anlatmak daha çok hoşuma gidiyor. Anlatımdamüzikalitenin olmasını istiyorum. Sözler kulağa hoş gelmeli,diyorum. Okuyucu çöl sıcağında susamış bir bedevinin bir bardak suyu içtiği gibi yazılanları okumalı. Ama okurken de dizelerin içinde ‘’Aha işte ben buradayım.’’ diyebilmeli.

Ve ve daha önemlisi üç yazımdan birisi mutlaka

Diyarbekır’imi anlatmalı.  Öyle istiyorum.  Çünkü Diyarbekir, 78 yıldır; yüreğimde, beynimde, tek aşkım tek sevdamdır.

      Aşağıdaki şiirim de yaşları kırkın altında olanlara,

Diyarbekir’imin dünkü yaşam biçiminden enstantaneler vermek istedim.

      Okuyalım.

ELE BİLESEN

Diyarbekir'im

Sevdam benim

Şimdiye kédér héç kimse

Senden şikâyet etti mi bılmiyem

Ama ben şikâyet ediyem.

Anam beni fırına gönderidi

Başımda xamur teşti

Boynum ağridi

Her hafta boxçayı

Hamama götüridım.

Belim ağridi

Hele çixariya gidecaği günler

Çigerim yanidi

Bir elimde bakır semaver

Bir elimde kömür torbasi

 

Belimde bağli kilimlerle

Şemsiler kayalığına tırmanacaxsan

Şex Muhammet Düzlüğünden

Su getirecaxsan

Semaveri de sen yakacaxsan

Sonra fırsat bulursan

Dava'na bir göz atacaxsan

O kalabalıxta

Ya görisen, ya görmisen

Ma bu Allaha hek revadır

Şimdi söyle

Senden nasıl şikâyet etmeyeyim

Söyle Allahın seveyim

Yox ha

Sakın gönül koyma baan

Henek ediyem saan.

İmanıma

Ben İstanbul'da yaşiyam ama

Yüreğim sende ati

Ben İstanbul'da güliyem ama

Çigerim senle yani

 

Ben senin sevdalınam

Bunu da ele bilesen hani. R.Y

      Bu şiirde ozan kendini anlatıyor sanmayın sakın. Kırk

yaşın üstündeysen sensin. Eli öpülesiye analarımızdır, babalarımızdır. Ben yaşta ağabey ve ablalarınızdır.

Anlattıklarım tüm canlılığıyla bizim yerel dilimiz ve kültürümüzdür. Fırın kültürümüz, hamam kültürümüz, piknik kültürümüzdür. Yani yaşam biçimimizdir.

      Heyhat o günlerden bu günlere ne kaldı ki zaten…

      Bunları niye yazıyorum diyeceksiniz. Niye mi?

      Yazıyorum.

      Unutmayın, unutturmayın. Bilmiyorsanız ya da

unuttuysanız, anımsayın,  öğrenin ki çocuklarınıza anlatıp, öğretesiniz.

      Diyarbakır,  baki kalsın beyinlerde, hoş bir seda olsun kulaklarda…

 

                                              &

 

Aristo’dan bir deyiş

 

“Bir diktatörün ilgi alanlarından biri de halkını fakir kılmaktır. Böylece insanlar günlük yaşamlarındaki görevlerle o kadar meşgul olurlar ki düşünmeye vakitleri olmaz.”

Anlıyorsunuz değil mi?

 

                                            &

 

 Bir de Che GUEVARA’ dan

“Muhtaç bırakıp, yardım etmek; planlanmış cinayettir.”

 

                                           &

 

Türkiye ne zaman düzelir?

Ah kardeşim ah…

Kendi haline bıraksalar ülkemi, tez zamanda düzelir.

Ama!?.

 

                                          &

 

Ey Halkım;

Surların etrafını,

Tarihi özelliği olan çevreleri

 

Ve

Diyarbekir’i

Temiz tutalım.

 

                                          &

 

Tolstoy’dan hepimize öğütler

 

Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.

 

                                             &

 

Bir söz de benden

İçimden bir ses ölmeden mutlaka bir kez olsun Diyarbekir’i görün diyor.

 

                                               &

 

Kirveme öğütler

Markus Aurelius’un dediği gibi

“Yaşamın amacı çoğunluğun yanında yer almak değil, bilinçsizlerin saflarından almaktan geçer. “

 

                                            &

 

Ve yazıma çoğu kez olduğu gibi bir şiirimle son veriyorum.

 

Bir de sen

Yedi Kardeş, Ben u Sen 

Ve ben,

Bir de sen olsaydın sen.

Dicle Nehri, On Gözlü Köprü 

Ve ben,

Bir de sen olsaydın sen. RY

 

                                            &

 

Gelelim “Dilimde tüy bitinceye kadar” yazacaklarıma;

Anzele, büyük bir balıklı göl haline getirilip, turizme kazandırılsın.

Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi MÜZEYE dönüştürülsün.

Daha da önemlisi,

Ve sevgili meslektaşlarım, dernek yöneticileri, STK

Yöneticileri; Zerzevan Kalesi, Çayönü, Mitras Tapınağı,

Kortik Tepe, Hilar Mağaralarını ve Bırkleyn Mağaralarını koruyalım, tanıtalım.

İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle.

Dostça kalın.

Hiç yorum yok: