HARBİYORUM
Recep Yılmaz
Gazeteci/Yazar
recepyilmaz46@gmail.com
recepyilmaz21.blogspot.com
Bu haftaki köşe
yazım
ÜRETMEDEN
OLMAZ MEHMET KARDEŞİM
Günaydın Türkiye.
Günaydın sevgili okurlarım.
Fransız
Maliye Bakanı Colbert yaklaşık 340 sene önce vergilendirme mevzusunu
şöyle tanımlamış;
“Vergileme, kazları bağırtmadan, onlardan
mümkün olduğu kadar fazla tüy alma sanatıdır.”
Lafı
dolandırmadan söyleyeyim; bu kazlar biziz ve artık yolunacak tüylerimiz kalmadı.
İsrafın zirve yaptığı, harcamaların artığı, vergi gelirlerinin azaldığı, bütçe
açığının tırmandığı, tasarrufa bir türlü geçilemeyen ekonomimizde maalesef ivme
yine vatandaşa döndü.
Ancak
şundan emin olun, vatandaş incir yaprağıyla örtünmeye çalışan Adem’e dönmüş
vaziyette ve yolunacak hali kalmadı.
Siz
uçan, kaçan kuştan değil, kümesteki tavuklardan, bordro mahkûmlarından,
küçük memurdan, asgari ücretliden, küçük esnaftan, vergi alıyorsunuz.
Bordro
mahkûmu küçük memurdan, asgari ücretliden, kıt kanat bile geçiremeyen
esnaftan aldığınız vergiyle bırakın bütçeyi denkleştirmeyi, beşli
çetenin affettiğiniz vergilerini/borçlarını bile karşılayamazsınız.
Beyler
buraya kadar yaptığınız, bir elden verdiğinizin fazlasını diğer elden almaktır.
Ne
verdiniz de ne kesiyorsunuz be kardeşim!
Yani
sıfıra sıfırı bile aratır oldunuz.
Bir
de adına da gelir vergisi diyorsunuz. Neyi üretti, neyi sattı, hangi kazancı
elde etti ki, adına gelir vergisi diyorsunuz.
Gelelim
işçi maaşlarından kestiğiniz gelir vergisine...
Adamlar
evet üretiyorlar, ancak işveren bu üretilenleri alıp satıyor kâr elde ediyor.
İşçinin bu gelirden cebine giren bir şey var mı ki gelir vergisi alıyorsunuz?
Üreten
işçi ama kâr eden işveren...
Gelelim
küçük esnafa.
Adamlar
sizden iş istemiyor. Maaş istemiyor. Karınca kararınca geçinmeye çalışıyor. Hem
de bir gün aç, bir gün tok.
Ayrıca
daha vermeden alıyorsunuz. Bu yetmezmiş gibi tüketirken zengin ile aynı vergiyi
alıyorsunuz.
Eşitlikten
siz bunu mu anlıyorsunuz?
Eşitlik
bu değil Mehmet kardeşim billahi eşitlik bu değil.
Gelelim
kemer sıkmaya...
Kemer
almaya bile gücü yetmezken siz kemer sık diyorsunuz.
Aşk
olsun sana Mehmet Şimşek aşk olsun.
Kemer
sıkmak, dar gelirlinin, maaşı ile çalışanın belinin kırılması demek.
Artık
söylemekten yoruldum.
Bir
devlet vergi ile büyümez.
Hele
hele kuru dualarınızla hiç büyümez, dostum.
Neyle
mi büyür;
Söyleyeyim;
Üretim
ile büyür kardeşim üretim ile…
Sanayi
ile büyür,
Tarım
ile büyür.
Biz
bunların hangisi ile büyüyeceğiz?
Bütün
yükü bordro mahkûmlarının sırtına yüklerseniz,
Bütün
yükü asgari ücretlilerin sırtına bindirirseniz,
Bütün
yükü küçük esnafın gelirine bağlarsanız, bir yere varamazsınız.
Nokta
&
Bir söz de
benden
Üretmeden olmaz…
&
Türkiye ne
zaman düzelir
Bir katil ya da bir
kaçakçı ile bir aydın arasındaki farkı anladığımız gün, Türkiye kalkınır.
&
Kulağa hoş
gelen sözler
İyi insan secdelerden değil, doğru sözünden ve emanete
ihanet etmemesinden tanınır. Hz. ali
&
Kirveme
öğütler
Kirvem;
Kimisi biriyle yaşlanır,
Kimisi biri yüzünden yaşlanır.
&
Ve yazıma çoğu kez olduğu gibi
bir şiirimle son veriyorum.
Artık peşinden koşmam,
Yordun beni sen .
Sen, gel gelmek istersen .
Ama ben nafile...
Gelemem.
Artık güzel sözler söyleyemem,
Tükettin beni sen.
Sen, söyle söylemek istersen.
Ama ben nafile...
Söyleyemem.
Artık sana gülemem,
İçimi kararttın sen.
Sen gül gülmek istersen.
Ama ben nafile...
Gülemem.
Recep Yılmaz
&
Gelelim “Dilimde tüy bitinceye
kadar” yazacaklarıma;
Anzele, büyük bir balıklı göl haline getirilip, turizme
kazandırılsın.
Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi MÜZEYE dönüştürülsün.
Daha da önemlisi,
Ve sevgili meslektaşlarım, dernek yöneticileri, STK
Yöneticileri; Zerzevan Kalesi, Çayönü, Mitras Tapınağı, Kortik Tepe, Hilar
Mağaralarını ve Bırkleyn Mağaralarını koruyalım, tanıtalım, gün yüzüne
çıkaranları sahiplenelim.
İyi bir hafta geçirmeniz
dileğiyle.
Dostça kalın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder