HARBİYORUM
Recep Yılmaz
Gazeteci/Yazar
recepyilmaz46@gmail.com
recepyilmaz21.blogspot.com
Oh be
Sonunda sancağımıza kavuştuk.
Yıllar
önce ki ben çok yazıp eleştirdim, biz bu sancağı koruyamayız diyerek
Gaziantep’e gönderilen o kutsal sancak Diyarbekir’in fethinin 1385. Yıl
dönümünde nihayet Diyarbekir’e geri getirildi.
Bu
gerçekten çokça onur kırıcı, Diyarbekir emniyetinin aşağılayıcı bir davranış
sona erdi.
Gerçekten
ne demek biz bu sancağı Diyarbekir’de koruyamayız demek?
Bu
konudaki kınama yazılarımda da belirtmiştim.
Ne
demek koruyamayız?
Bence
bu devlet ağzı değil.
Bence
boş bulunup söylenmiş ve ne yazık ki bu söyleme uyularak sanca Gaziantep’e
gönderilmişti.
Neyse
ki bu aşağılayıcı davranıştan vaz geçilip O kutsal sancak sahibi olan kadim
kente geri getirildi.
Ön
ayak olanlara yürek dolusu teşekkürler.
Gözümüz
aydın olsun.
Şimdi
de Diyarbekir’deki güzel bir anımı sizinle paylaşayım.
Diyarbekir’de HOBİ OFİSİ
Günaydın Türkiye.
Günaydın sevgili
Okurlarım.
Geçen
hafta Diyarbakır’daydım. Duayen gazeteci Taner Özbay kardeşimin
daveti üzerine “Hobi Ofisi” ismini verdiği mekânını eşimle birlikte ziyaret
ettim. Diyarbakır medyasında hep ilklere imza atan Taner kardeşim, Google’e
göre “Hobi Ofisi” kavramını ilk kullanan kişi olması bakımından da bir ilke imza
atmış. Ziyaret ettiğim mekân beni o kadar etkiledi ki, gördüklerimi bu yazımda
sizlerle paylaşmak istedim.
Medya
kariyerini sonlandırdıktan sonra sükûneti tercih eden Taner kardeşimin iki
kattan oluşan hobi ofisine girdiğinizde gözünüze ilk ilişen “Dışarıdan stres
getirmek yasaktır” tabelası oluyor. Giovanni Bragoli'nin ağlayan çocuk
tablosundan sus işareti yapan hemşire fotoğrafına, peşin satan veresiye satan
tablosundan, TV test tablosuna bir anda kendinizi zaman tünelinde gibi
hissediyor, 70’lere 80’lere yol alıyoruz adeta.
Diyarbakır’da
büyük bir sevgiye sahip merhum sanatçılar Ahmet Kaya, Yılmaz Güney ve Ahmet Arif
tabloları ile yine merhum gazeteciler Mehmet Ali Birand, Savaş Ay ve Tayfun
Talioğlu’nun tablolarının asılı olduğu duvarlara bakarken bir sanat
galerisindeymiş hissine kapılıyorsunuz.
Diyarbakır’a
has iplikli kürsü takımının da yer aldığı alt katta hem tavla hem de masa
tenisi keyfi yapmak, mümkün. Alt katta bir masa tenisi olduğunu, spor
meraklılalarının da unutulmadığını belirteyim.
Üst
katta modern bir çalışma ofisi ile müthiş bir zevkle döşenmiş şark odası
oluşturmuş. TV21 döneminde konuk ettiği ünlülerin yer aldığı 60 fotoğraflık
pano üst kata apayrı bir hava katmış. Misafirler için her detayın düşünüldüğü
mekânda tam teşekküllü bir mutfak da bulunuyor.
Çizgi
roman standı, misket kasesi, 5 çeşit kolonya ve 4 çeşit lezzo ile de
misafirlere tam bir nostalji ziyafeti sunuluyor. Kırk düğme yelek, şalvar, 8
köşe şapka ve poçikli yemeni kombini de olan Taner Özbay’ın içinde hiçbir
hasret bırakmadığını anlıyorsunuz.
Taner
kardeşimi bu eşsiz mekânı oluşturmasından ötürü kutluyorum.
&
Türkiye ne
zaman düzelir?
Mescitsiz okul kalmasın diyeceğimize, laboratuvarsız, öğretmensiz okul
kalmasın dersek ülke kalkınır.
&
Ey Halkım;
Surların
etrafını,
Tarihi
özelliği olan çevreleri
Özetle
Diyarbekir’i
Temiz
tutalım.
&
Kulağa hoş gelen sözler
“Dünya
kötü bir durumda. Ve her birimiz elimizden geleni yapmadığı sürece her şey daha
kötüye gidecek. Victor E. Frankl
&
Kirveme öğütler
Kirvem;
Yanlış kişileri terfi ettirirsen, en iyilerini kaybedersin.
&
Ve yazıma
çoğu kez olduğu gibi bir şiirimle son veriyorum.
Deniz
balık kokuyor
Deniz
yosun kokuyor
Ve sevgilim,
deniz sen kokuyorsun se… R.Y
&
Gelelim
“Dilimde tüy bitinceye kadar” yazacaklarıma;
Anzele, büyük bir balıklı göl haline
getirilip, turizme kazandırılsın.
Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi MÜZEYE
dönüştürülsün.
Daha da
önemlisi,
Ve sevgili meslektaşlarım, dernek
yöneticileri, STK Yöneticileri; Zerzevan Kalesi, Çayönü, Mitras Tapınağı,
Kortik Tepe, Hilar Mağaralarını ve Bırkleyn Mağaralarını koruyalım, tanıtalım,
gün yüzüne çıkaranları sahiplenelim.
İyi bir
hafta geçirmeniz dileğiyle.
Dostça
kalın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder