3 Ağustos 2012 Cuma

SIRA BİZE GELMEDEN



İran’da 1946’da Mahabat Kürt Cumhuriyeti kurulduğu zaman, Türkiye kaygılanmıştı.

Ayrıca, 2003’te Amerikan askerleri Irak’a girdiğinde aynı endişeyi duymuştu, Türkiye.

Sonuç ortada…

Kuzey Irak’ta Kürt devleti oluşumu tüm hızıyla devam ediyor.

Sene 2012. Bize göre güney, Suriye’ye göre kuzey kısımda Kürt oluşumu olabildiğince vücut buluyor.

Türkiye, yine kaygılı.

Yakın tarihin Kürt oluşumları…

Barajlar suyu durduramaz. Ancak önündeki çukurda biriktirir. Belli bir zaman akışı keser. Hepsi o kadar. Özgürlük sevdalısı su; bir yol bulur, akar da akar.

Türkiye kendi Kürtlerine babacan davransaydı. İnsana yakışır özgürlükleri, bir ulusa uygun yaşam biçimlerini esirgemeseydi Kürtler’den, şimdiye kadar. Şu an, hiçbir kaygısı olmayacaktı.

& & &

Şimdi de Başbakan Erdoğan’ın; İngiltere Başbakanı Cameron’la görüşürken söylediği sözlere bir göz atalım.

“Esad’a, öz evlatları cevap verecek.”

“Halep’teki çatışmalara duyarsız kalmak mümkün değil.”

“Kendi halkını katleden rejime karşı güç birliği yapmalıyız.”

“Her an Halep’te büyük bir katliama hazırlıklı olmalıyız.”

“Orada kendi halkını öldüren, katleden rejim sözkonusu.”

Suriye halkı için düşündüklerimizi, koruyan, kollayan düşüncelerimizi; bir de 90 yıldır yalnızca özlük, özgürlük ve kültürel haklarını istemekten başka bir talebi olmayan Türkiye Kürtleri için de düşünebilsek…

Ey siyasi miyoplar; yalnızca uzağı görmek ilericilik değildir, ileriyi görmek hiç değildir.

Her nedense hep böyle olmuştur…

Rahmetli Nazım Hikmet Ran da böyleydi. Kamboçya’da, Mozambik’te, Şili’de, Güney Afrika’da ki ezilenlerin acısını yüreğinde duyardı. Onlar, için ağlardı şiirlerinde. Çok da doğru yapardı. Gür seslerimizle okurduk ezilenden yana şiirlerini. Zaten benim için şiir denince ilk akla gelen ozandı Nazım Hihmet.

Ama ne hikmetse onca ileriyi gören bu büyük Ozan, burnunun önündeki, aynı coğrafyada yaşadığı Kürtlerin sorunlarından bahsetmedi, yaşamı boyunca. Ezilmişliklerini hiç anlatmadı şiirlerinde. Bir Kamboçyalıya, Mozambikliye, Şililiye, Güney Afrikalıya hak ettiği ilgiyi, duyarlılığı Ülkesinin Kürtleri için göstermedi.

Nazım Hikmet yanlış yaptı demiyorum. Eksik yaptı. Yani ailesi içinde demokrat olmayan herkimse, toplumda sosyalist olamaz. İnandırıcı hiç olamaz.

Biz böyleyiz işte. Kendi gözümüzdeki çapağı hiç görmedik. Ama başkaları için havari kesildik. Seviyoruz böyle şeyleri, tribüne oynamayı …

Halbuki, rahmetli babam derdi: “Önce evine baba, sonra komşuna akraba olacaksın.” Her neyse…

& & &

Sonuç:

Kapısının önünü temiz tutmayanların sokağın kirliliğinden, şikayet etmeye hakkı olmaz.

Gelin her şeyden önce kendi burnumuzun önündeki sorunu çözelim; barışçıl bir biçimde ve kardeşçe.

Sıra bize gelmeden…

Dün Başbakan Erdoğan’ın Esat için söylediklerini birileri bizim için söylemeden.

İçim yanıyor ama beynim yaz diyor. Belki bu kötü gidişin önüne bir taş koymuş olursun, belki körelmiş yüreklere vicdan, dumura uğramış beyinlere izan olursun diyor.

Dilerim beynimin dediği olur.

"Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile imhâ-yı hürriyet? / Çalış, idrâki kaldır, muktedirsen âdemiyetten!" demiş ya Namık Kemal…

Dostça kalın…

RECEP YILMAZ

Hiç yorum yok: