30.03.2012
Artık sana yaşamak haram. Kızının saçlarını okşayamayacaksın. Çünkü ellerinde benim kanım olacak. Mutfağında yemek yiyemeyeceksin. Bana yedirmeye çalıştığın dışkılar sofranda olacak. Misafirlerini gönlünce ağırlayamayacaksın. Salonunun başköşesinde olacağım, boynuma taktığın prangalarla birlikte.
Yatak odanda eşinle bir türlü rahat edemeyeceksin. Çünkü ben beyninde olacağım, vücuduma bağladığın elektrik kablolarıyla birlikte. Gazete okuyamayacaksın yayılarak koltuğuna. Gazetedeki resimlerde hep ben olacağım karşında. Kamçı izleri sırtımda, yumruk darbelerinle şişen gözlerimle sana bakacağım. Yürürken hep yanında olacağım. Ellerimiz biri biriyle kelepçeli. Parkta otururken işkence hanede bana işkence yapmaktan yorulup dinlenmen sırasındaki iniltilerim, kulaklarını zonklatacak. Müdüriyette çayını yudumlarken üzerime ettiğin sidiğin hep bardağında olacak.
Hiç kendinle baş başa kalamayacaksın. Ruhum hep senin karşında duracak dimdik. Bazen elleri kelepçeli, bazen gözleri bantlı. Bazen de acımı az hissedeyim diye seni ağız dolusu söveceğim. Hatta bana çektirdiğin acılardan dolayı zevk almayasın diye yaptığım gibi kahkahalarla güleceksin. Uyumak isteyeceksin uyuyamayacaksın. Uykusuzluk sana, bana çektirdiğin acıdan beter olacak. Öylece yatakta kıvranıp duracaksın. Eşin sana teselli vermek için yaklaştığında, onu ben sanacak, o günahsız kadını gücün yettiğince döveceksin.
Ne yaptığının farkına vardığında bunalacak kuduracaksın. Ve sonunda beylik tabancanı alıp beynine sıkacaksın. ‘’Öyle yağma yok. Henüz seni öldürmeyeceğim... ‘’ diyordun ya bana. Tabancan ateş almayacak. Öyle ya yağma yok, öyle kolay erkenden ölmek yok. Tabancan ateş almayacak. O an hissettiğin acı var ya, işte o acı.. O acı, bana yedi gün çektirdiğin acıdan sanırım küçük olamayacak.
Yine de ‘oh olsun’ demiyorum...
RECEP YILMAZ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder