HARBİYORUM
Recep Yılmaz
Gazeteci/Yazar
recepyilmaz46@gmail.com
recepyilmaz21.blogspot.com
BARIŞ NEDİR
Günaydın Türkiye.
Günaydın sevgili
okurlarım.
Sevgili okurlarım; öteden beridir
soruyorsunuz; “Barış nedir,” diye. Dilimin döndüğünce ve kendi anlayışıma göre
barışı tarif etmeye çalışayım, bugünkü yazımda.
Barış dediğin, ifade özgürlüğü ile olur.
Yani söz söyleme serbestliğidir.
Barış paylaşmak demektir.
Barış hoşgörüdür.
Barış; köre göz, sağıra kulak olmak
demektir.
Barış; düşmüşe el uzatmak, karamsara
teselli vermek demektir.
Barış; sokaktan geçerken düştüğünü
gördüğümüz bir öğeyi alıp yerine koymak demektir.
Barış; güler yüzlü olmaktır.
Barış yürürken insanlara “merhaba”
demektir.
Barış; önceliği karşındakine vermek
demektir.
Barış anne olmak, barış baba olmak
demektir. Barış ağabey olmak, barış abla olmak demektir.
Barış yol göstermektir.
Barış el vermektir, barış bel vermektir.
Yani barış insan olmak demektir.
Görüldüğü gibi barışın ana unsuru
insandır. Yani insan olmadan barış olmaz.
Barış öncelikle insanın kendi evinin
önünü süpürmek demektir.
Barış saymak demektir.
Barış iç ferahlığı demektir.
Bütün bunların yanında barış, kendini
bilmek demektir.
Barışta kin yoktur, barışta nefret
yoktur. Barışta ihanet yoktur. Barışta hınzırlık, habislik yoktur. Hele ihtiras
hiç yoktur.
Barış günaydın demektir. Barış yer
vermektir. Değer vermektir. Barış ”affedersiniz” demeyi becerebilmektir.
Dedim ya barış dünyanın temiz olması
için öncelikle kendi evinin önünü temiz tutmak demektir.
Barış aşktır. Barış sevdadır. Barış;
insanı ve insanlığı sevmek demektir, hem de kayıtsız koşulsuz.
Barış; tam demokrasi demektir.
Barış; genel ahlak
kurallarını çiğnemeden, istediğin gibi yaşamak; istediğin gibi giyinmek,
istediğin gibi istediğin şeyi yemek demektir.
Kimse bana kendince,
gurubunca, tarikatınca, ya da misyonerliğini üslendiği ideolojinin, din
anlayışını, yaşam şeklini dayatmaması
demektir barış.
Barış; kimsenin
düşüncesine saygısızlık etmemektir.
Düşüncelere ket vurmamak
demektir, barış;
Barış; kimse bu
düşüncelerinden dolayı dost ya da düşman olarak gösterilmemek demektir.
Ve barış kalıcı olmalıdır.
İşte o zaman dış dünyaları
ile barışık olunur. İşte o zaman iç dünyalarımızda huzurlu olunur. Kimseye küsülmez,
kimseye düşman olunmaz.
Bu insanların oluşturduğu toplum, barış
toplumu olur.
Barışta Dayatma yoktur.
Dayatma; kalıcı barışı inşa etmeden
yıkmak demektir.
Dayatma demokrasiye
ihanettir.
Savaş ise daha çok vergi, daha çok
sömürü, daha çok yoksulluk demektir.
Gelin artık silah yerine sözcükleri
kullanalım barış adına. Kin ve nefret kusmak yerine çözüm üretelim. Köküne
kibrit suyu dökmeye çalışmak yerine, sevgiyle sulayalım, çözmek istemediğimiz
ama çözülmez dediğimiz o ağrıların dibini. Bilek güreşi yapmak yerine
karşılıklı yüzleri okşayalım barış için.
Neden bir Kolombiya olmayalım, yeter ki
barışı iç politikaya alet etmeyelim. Yeter ki barışı ihtirasımızın
kurbanı etmeyelim. Yeter ki barışı kişisel çıkarlarımıza kurban etmeyelim.
Sonuç olarak barış adına
ben; vicdanlar susmasın, insanlık ölmesin,
cehalet kazanmasın istiyorum.
&
Bir söz de benden
Newroz, bımbarek be...
Newroz, piroz be…
&
Kulağa hoş gelen sözler
Herkes
duymak istediğini, duyabileceği yere gidiyor.
&
Kirveme öğütler
Ben; vicdanlar
susmasın, insanlık ölmesin, cehalet kazanmasın istiyorum.
Ya sen kirvem?
&
Gelelim “Dilimde tüy bitinceye kadar” yazacaklarıma;
Anzele, büyük bir balıklı
göl haline getirilip, turizme kazandırılsın.
Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi
MÜZEYE dönüştürülsün.
İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle.
Dostça kalın.