22 Mart 2025 Cumartesi

 

 

 

HARBİYORUM           

Recep Yılmaz

Gazeteci/Yazar

recepyilmaz46@gmail.com

recepyilmaz21.blogspot.com

 

 

BARIŞ NEDİR

 

Günaydın Türkiye.

Günaydın sevgili okurlarım.

 

         

Sevgili okurlarım; öteden beridir soruyorsunuz; “Barış nedir,” diye. Dilimin döndüğünce ve kendi anlayışıma göre barışı tarif etmeye çalışayım, bugünkü yazımda.

Barış dediğin, ifade özgürlüğü ile olur. Yani söz söyleme serbestliğidir.

Barış paylaşmak demektir.

Barış hoşgörüdür.

Barış; köre göz, sağıra kulak olmak demektir.

Barış; düşmüşe el uzatmak, karamsara teselli vermek demektir.

Barış; sokaktan geçerken düştüğünü gördüğümüz bir öğeyi alıp yerine koymak demektir.

Barış; güler yüzlü olmaktır.

Barış yürürken insanlara “merhaba” demektir.

Barış; önceliği karşındakine vermek demektir.

Barış anne olmak, barış baba olmak demektir. Barış ağabey olmak, barış abla olmak demektir.

Barış yol göstermektir.

Barış el vermektir, barış bel vermektir.

Yani barış insan olmak demektir.

Görüldüğü gibi barışın ana unsuru insandır. Yani insan olmadan barış olmaz.

Barış öncelikle insanın kendi evinin önünü süpürmek demektir.

Barış saymak demektir.

Barış iç ferahlığı demektir.

Bütün bunların yanında barış, kendini bilmek demektir.

Barışta kin yoktur, barışta nefret yoktur. Barışta ihanet yoktur. Barışta hınzırlık, habislik yoktur. Hele ihtiras hiç yoktur.

Barış günaydın demektir. Barış yer vermektir. Değer vermektir. Barış ”affedersiniz” demeyi becerebilmektir.

Dedim ya barış dünyanın temiz olması için öncelikle kendi evinin önünü temiz tutmak demektir.

Barış aşktır. Barış sevdadır. Barış; insanı ve insanlığı sevmek demektir, hem de kayıtsız koşulsuz.

Barış; tam demokrasi demektir.

         Barış; genel ahlak kurallarını çiğnemeden, istediğin gibi yaşamak; istediğin gibi giyinmek, istediğin gibi istediğin şeyi yemek demektir. 

         Kimse bana kendince, gurubunca, tarikatınca, ya da misyonerliğini üslendiği ideolojinin, din anlayışını, yaşam şeklini dayatmaması demektir barış. 

          Barış; kimsenin düşüncesine saygısızlık etmemektir.

         Düşüncelere ket vurmamak demektir, barış;        

         Barış; kimse bu düşüncelerinden dolayı dost ya da düşman olarak gösterilmemek demektir.

Ve barış kalıcı olmalıdır.

         İşte o zaman dış dünyaları ile barışık olunur. İşte o zaman iç dünyalarımızda huzurlu olunur. Kimseye küsülmez, kimseye düşman olunmaz.

Bu insanların oluşturduğu toplum, barış toplumu olur.

         Barışta Dayatma yoktur.

Dayatma; kalıcı barışı inşa etmeden yıkmak demektir.

          Dayatma demokrasiye ihanettir.

Savaş ise daha çok vergi, daha çok sömürü, daha çok yoksulluk demektir.

Gelin artık silah yerine sözcükleri kullanalım barış adına. Kin ve nefret kusmak yerine çözüm üretelim. Köküne kibrit suyu dökmeye çalışmak yerine, sevgiyle sulayalım, çözmek istemediğimiz ama çözülmez dediğimiz o ağrıların dibini. Bilek güreşi yapmak yerine karşılıklı yüzleri okşayalım barış için.

Neden bir Kolombiya olmayalım, yeter ki barışı iç politikaya alet etmeyelim. Yeter ki barışı  ihtirasımızın kurbanı etmeyelim. Yeter ki barışı kişisel çıkarlarımıza kurban etmeyelim.

          Sonuç olarak barış adına ben; vicdanlar susmasın, insanlık ölmesin, cehalet kazanmasın istiyorum. 

                                                       

 

&

Bir söz de benden

Newroz, bımbarek be...

Newroz, piroz be…

 

                                            &

 

Kulağa hoş gelen sözler

Herkes duymak istediğini, duyabileceği yere gidiyor.

 

&

 

Kirveme öğütler

Ben; vicdanlar susmasın, insanlık ölmesin, cehalet kazanmasın istiyorum.

Ya sen kirvem?

 

 

                                        &

 

 

         Gelelim “Dilimde tüy bitinceye kadar” yazacaklarıma;    

          Anzele, büyük bir balıklı göl haline getirilip, turizme kazandırılsın.

           Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi MÜZEYE dönüştürülsün.

 

 

İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle. 

Dostça kalın.

15 Mart 2025 Cumartesi

HARBİYORUM           

Recep Yılmaz

Gazeteci/Yazar

recepyilmaz46@gmail.com

recepyilmaz21.blogspot.com

 

NE ÇOK ÖZLEMİŞİM BARIŞI YAZMAYI

            

         Günaydın Türkiye.

Günaydın sevgili okurlarım.

 

Barış sevgidir. Barış; dostluktur, kardeşliktir. Barış gönül rahatlığıdır. İyi geçinmektir, barış.

Kavgasızlıktır.

Silahsızlıktır.

Barış sağlıktır. Zindeliktir.

Barış mutluluktur.

Barış; savaş için kıtlıktır. Silah tüccarı için pazarsızlıktır. Barış, silahlı her türlü güç için işsizliktir. Sorunsuzluktur, barış.

Barış; düşmanlığın, nifakın, yalanın, yılanın, çıyanın panzehiridir.

Barış ahlaklı olmaktır.

Barış dimdik ayakta durmaktır.  

Barışta çömelip nişan almak yok. Barışta insanın kollarını arkadan bağlayıp, önden yumruk atmak yok. Barışta; insanına, en büyük acılardan birini tattırmak için, elektrik vermek de yok. Barışta, insanların gözünü bağlamak yok. Yani, yani barışta insandan korkmak yok.

Barışta; nişan alarak insanın gözüne gözüne biber gazı sıkmak yok.

Barışta; bir ırkı yok etmek, yok saymak yok. Ve barışta bir ırkı bir ırktan üstün tutmak yok.

Barışta bütün insanlar kardeştir. Her yerde ve her zaman insanlar eşittir barışta.

Barışta; hücredeki insanının, elinin varamayacağı uzaklığa yemeğini koymak yok. Barışta; şubat soğuğunda hücresindeki insana dakikalarca hortumla su sıkmak yok. Barışta; kelle hesabı pirim almak adına, o günkü koşullara göre adam yakalayıp nezarethaneye atmak yok. 24 saatlik gözaltı süresini keyfe keder 96 saate de çıkarmak yok ki barışta.

Barış; insanlıktır. İnsanca yaşamaktır. Barış el uzatmaktır. Barış aynı kaptan ve eşitçe yararlanmaktır. Barış; kana kana özgürlük solumaktır. Özgürlük dağıtmaktır. Barış halkından korkmamaktır. Halkını alternatif suçlu olarak görmemektir.

Barış 96 saat gözaltında tutulduktan sonra 5. Gün savcılığa çıkarıldığında suçsuz bulunup serbest bırakılmak değildir. Barış serbest bırakıldığında; “telefonumu, fotoğraf makinemi vermeyecek misiniz?” diye sorulduğunda, “Serbest bırakıldığına dua et. Bir ara sizi ararlar. Gelin alın derler.” demek değildir.

Barıştan başka her şey işkencedir. Barış işkencecinin keyfinin kaçmasıdır. Barıştan başka her şey enflasyondur, zamdır. İşsizliktir, yoksulluktur. Geri kalmışlıktır.

Barışsızlık, anasızlıktır, babasızlıktır, evlat acısıdır; öksüzlüktür, yetimliktir, dul kalmaktır.

Barışsızlık;” Bu gece senin gözünü bağlamadan döveceğim. Beni tanıman işe yaramayacak. Çünkü sağ kalman uzun sürmeyecek.” demektir. Halbu ki bilmediler; öldürmek yaşatmaktan zordur.

Ne kadar çok özlemişim, barışı yazmaya…

Bunca zamandır yazmadım diye küsseler bana, söyleyecek sözüm olmaz.

Barış haklıdır.

Barış, annenin evladını sevmesidir. Babanın gönül rahatlığıyla işine, işinden evine gitmesidir.

Barıştan öte her şey gözyaşıdır, kandır, katliamdır.

Barış bir lokma ekmek, bir baş kuru soğan ve bir tas sudur.

Barış; hiç beklenmedik anda bir dostun, kapınızı çalmasıdır. Uzakta da olsa bir arkadaşın hatırınızı sormasıdır.

Barış var ya barış; barış, sabahleyin eşinin, senin önüne koyduğu, bir tas mercimek çorbasıdır.

Barış; tek lahmacun dürüm ve bir bardak ayrandır.

Barış; bir güler yüz, iki çift tatlı söz ya da barış, bir küçük öpücüktür, Gülüm.

Ve unutmayalım ki coğrafyanın birliğe, dirliğe, özgürlüğe, kardeşliğe, barışa kardeşim barışa ihtiyacı var.

 

Barış dolu günlere.

Dostça kalın…

                                              &

 

   Kirveme öğütler

Bak kirvem birlik beraberlik ve kardeşliğin kalıcı  olması ancak yönetenlerin, muktedirlerin  yönettiklerini, hükmettiklerini kayıtsız koşulsuz sevmeleri ve demokratlığı onlara layık görmeleri ile mümkündür.

 

                                                        &

 

İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle.  

Dostça kalın.


8 Mart 2025 Cumartesi

 

HARBİYORUM           

Recep Yılmaz

Gazeteci/Yazar

recepyilmaz46@gmail.com

recepyilmaz21.blogspot.com

 

 SÜRECE DAİR

 

Günaydın Türkiye.

Günaydın sevgili okurlarım.

 

 Madem çözecektiniz 40 yıl önce niye çözmediniz

Madem çözecektiniz 40 000 insanın ölmesini niye beklediniz?

Madem çözecektiniz bunca asker, polis, güvenlik sorumlusunun ve de sivilin neden ölmesini beklediniz?

Madem çözecektiniz bu yolda harcanan milyarlarca dolara neden göz yumdunuz?

Şimdi şehit ailelerinin durumu ne olacak? Onlara ne diyeceksiniz?

Diye soruların ardı arkası kesilmiyor.

Yani ne diyorsunuz?

Madem kırk yıl beklediniz, bir kırk yıl daha mı bekleyelim?

Bu uğurda kırk bin insan öldü, bir kırk bin insan daha mı ölsün.

Yetmedi bu yolda harcanan milyarlarca dolara neden göz yumdunuz?

Yetmedi onca asker, polis, güvenlik sorumlusunun ve de sivilin daha ölmesini mi istiyorsunuz.

Yetmedi bu yolda milyarlarca dolar daha mı harcansın demek mi istiyorsunuz?

Yetmedi yeniden on binlerce annenin yeniden gözyaşları sel gibi aksın mı diyorsunuz?

Gelelim Şimdi şehit ailelerinin durumu ne olacak? Onlara ne diyeceksiniz? sorusuna;

İşte cevaplanması en zor olan soru bu.

Yaklaşık Türkiye’de her aileden bir şehit verilmiştir. Onlarında ellerini öperek; anne, baba en çok üzülen doğaldır ki sizlersiniz. Siz gibilerin çoğalmasını istemiyoruz. Kimsenin artık evlatsız, babasız, nişanlısız, sözlüsüz kalmasını istemiyoruz.

Artık o uğurda sizlerin nafakasını silahlara, mermilere, toplara harcansın istemiyoruz.

Geçmişte işlenen yanlışların devam etmesini istemiyoruz.

Di ye ce ğiz.

Birbirimize sarılıp barışın geldiğini kutlayacağız.

Doğrudur, barışın öncesi kanla, gözyaşları ile doludur. Ancak sonrası hoş görü, kardeşlik, özgürlük, el sıkışma olur.

O la cak.

Dahası var tabi.

Vay neden dün terörist dediğine neden barış eli uzatılıyor.

Vay daha dün bölücü,  hain dediklerine; neden hasta ziyareti ya da geçmiş olsun telefon aramaları yapılıyor.

Ya da Terörist diye hapse atılan bir kişinin eşinin ameliyatı nedeniyle hastaneye gitmesine neden izin veriliyor.

El insaf be kardeşim.

El insaf diyorum.

Yani bu kin, bu nefret, bu yan bakış ömrü billah devam mı etsin yani?

Barışa ilk adımı atmak işte bu diyorum.

Sonuç olarak “En kötü barış, savaşmaktan bin kez daha iyidir.” diyorum.

Haydi hep beraber ve hep bir ağızdan ”EN KÖTÜ BARIŞ ŞAVAŞTAN İYİDİR.” diye haykıralım.

Barış sevgidir. Barış; dostluktur, kardeşliktir. Barış gönül rahatlığıdır. İyi geçinmektir, barış. Kavgasızlıktır. Silahsızlıktır. Barış sağlıktır. Zindeliktir.

 

                                       &

 

Bir söz de benden

Demokrasi bir eğitim işidir.

 

&

Kulağa hoş gelen sözler

Biz, bir sofrada açlık varken huzuru bulamayanlardanız!


&

Kirveme öğütler

Kirvem geride bıraktıklarımızı özlüyor, elimizin altındakinden sıkılıyor, ulaşamadıklarımıza tutuluyoruz.   Robin Sharma

 

                                        &

Ve yazıma çoğu kez olduğu gibi bir şiirimle son veriyorum.

BEDDUAMDIR

BU ÜLKE ZENGİN,
BU ÜLKEYİ SÖMÜRENLER ÖLSÜN.
BU ÜLKE BARIŞ GÖLÜ
DÖVÜŞTÜRENLER ÖLSÜN.
BU ÜLKEDE RUM ERMENİ VAR,
KISKANDIRANLAR ÖLSÜN.
BU ÜLKEDE KÜRT VE TÜRK VAR,
VURUŞTURANLAR ÖLSÜN.
BU ÜLKEDE ALEVİ VAR SÜNNİ VAR,
AYRI KOŞANLAR ÖLSÜN.
BU ÜLKE GÜZEL,
BU ÜLKEYİ SEVMEYEN ÖLSÜN.
BU ÜLKEDE BEN VARIM SEN VARSIN,
AYRIŞTIRANLAR ÖLSÜN.
GELİN HEP BİR AĞIZDAN SÖYLEYELİM:
''BEN U SEN YAŞASIN HAYINLAR ÖLSÜN.'
RECEP YILMAZ

 

 

                                                    &

Gelelim “Dilimde tüy bitinceye kadar” yazacaklarıma;    

Anzele, büyük bir balıklı göl haline getirilip, turizme kazandırılsın.

Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi MÜZEYE dönüştürülsün.

Daha da önemlisi,

 Zerzevan Kalesi, Çayönü, Mitras Tapınağı, Kortik Tepe, Hilar Mağaralarını ve Bırkleyn Mağaralarını koruyalım, tanıtalım.

İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle. 

Dostça kalın.

 

 

1 Mart 2025 Cumartesi

 

HARBİYORUM           

Recep Yılmaz

Gazeteci/Yazar

recepyilmaz46@gmail.com

recepyilmaz21.blogspot.com

 

ENTERESAN DEĞİL Mİ?

 

Günaydın Türkiye.

Günaydın sevgili okurlarım.

 

Ben internette dolaşmayı seviyorum. Orada enteresan yazılara rastlıyorum. İlgimi çekenleri siz okurlarımla paylaşmaktan zevk alıyorum.

Bu kez ne buldun sesi kulaklarımda çınlıyor.

Hemen aktarıyorum.

İbretlik bir anektot.

Ferruh Bozbeyli;

“Allah bu ülkede sağcılara, solculara, sosyalistlere hatta komünistlere bile iktidar nasip etsin. Ama bu dincilere nasip etmesin.” diyor.

Gelen tepkiler üzerine;

Bozbeyli’den bence ibretlik olan bir cevap geliyor.

“Bu ülkede sağcıların da, solcuların da, sosyalistlerinde ve hatta komünistlerin bile bir devlet kültürü vardır. Hangisi iktidara gelse bir devlet kültürü ile bu ülkeyi yönetir. Ancak dincilerde bir devlet kültürü yoktur. İktidara geldiklerinde devleti yıkarlar.”

Enteresan değil mi?

 

                                       &

Ey sevgili Türk hakemleri;

Asla sizlere layık görmüyorum ama bir yabancı teknik direktörün sizler için düşündüklerini aktarmayı da bir görev biliyorum.

Jose Mourinho;

Normal şartlar altında bu lig hala ortada. Türk hakemler bu hakemin performansına bakıp, özeleştri yaparak, “Ben de bu hakem gibi temiz ve dürüst maç yönetmek istiyorum.” derlerse sezon güzel ve heyecanlı biter. Sene başından beri gördüğümüz sirk devam ederse, farklı olur. Her davranışlarında neler yaptıklarını gördüm. Temiz değil ama iyi bir organizasyon.

                                      &

Derbi maçını yabancı bir hakemin yönetmesi, Türk Hakemlerine hakarettir. Kara bir lekedir.

Mustafa Sarıgül

 

Katılıyorum.

 Türkiye’de hakem kalmadı. Yurt dışından getiriyorlar.

Uzun süredir Türkiye bu kadar büyük hakaret görmemişti. E madem Türk futbolunu yönetmekten bu kadar aciz TFF Başkanı yerine de yurt dışından birini getirelim.

Hollandalı kayyum atayalım mesela.

Bugünlük bu kadar yeter sanırım.

 

                                        &

 

Bir söz de benden

       En zor şey, şartlanmış beyinlere gerçeği anlatmaktır.

 

&

Kulağa hoş gelen sözler

Geçmiş 40 yılı tartışan değil gelecek 100 yılı planlayan terörsüz bir Türkiye istiyorum.

 

 

&

Kirveme öğütler

      Kirvem sanat, Mermerden bir elin, mermerden bir kumaşı tutmasıdır.

 

                                        &

Ve yazıma çoğu kez olduğu gibi bir şiirimle son veriyorum.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle;

        Bırak elimi,

Kesme dilimi,

Kapatma gözümü.

Ben 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününde,

Üç maymunu oynamak istemiyorum.

Bırak kadın Özgür kalsın.

Ki dünya özgür olsun…”  R.Y

 

                                                    &

Gelelim “Dilimde tüy bitinceye kadar” yazacaklarıma;    

Anzele, büyük bir balıklı göl haline getirilip, turizme kazandırılsın.

Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi MÜZEYE dönüştürülsün.

Daha da önemlisi,

 Zerzevan Kalesi, Çayönü, Mitras Tapınağı, Kortik Tepe, Hilar Mağaralarını ve Bırkleyn Mağaralarını koruyalım, tanıtalım.

İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle. 

Dostça kalın.